Ruyacafe.net Sohbet , Chat , Video , Oyun , Rüya tabirleri , Sesli siir
Rüyacafe.net Sohbet,Chat ve En zevkli eğlence sitesi
Anasayfa  Anasayfa  |  Video  |  Ruya Tabirleri

"Yaşam" konulu yazılar

Sizlere daha iyi bir hizmet verebilmek amacıyla Ruyacafe.net olarak tasarımımız değiştirdik.

Yeni tasarımımızda Sohbet , video , Oyun , RUYA TABİRLeri , Güzel sözler , pragramlar ve Blog gibi bir çok aktivilite sizleri bekliyor.

Aşk

04/08/09

İnsanoğlu doğar büyür yaşlanır ve ölür… Bu Yaşadığımız Dünyanın en gerçekci yani olarak kabul edilir.

Ama bize göre eksik bir tanım… Şöyle olsa daha iyi olurdu ” İnsanoğlu doğar , büyür , aşık olur , yaşlanır ve ölür” Neden mi? Acaba bu Yaşadığımız hayatta hiç aşık olmayan var mıdır? Hayır , yoktur. Aşık olmadım diyenler sadece inkar edenlerdir…

Bizleri diğer canlılardan ayıran en büyük özelliğimiz Aklımız ve Mantığımızdır. Ama ne gariptir ki Hiç bir Mantık yada Akıllı düşünce aşk karşısında etikili olamaz. Aşk tüm benliğimizi kaplar ve hükmeder. Aklımız karışır , Gözlerimiz kamaşır, Stresden saçlarımız döükülür yada iştahımız kesilir…Peki bir insanı bu kadar etkileyen ve henüz tam tanımı olmayan AŞK Nedir?

Aşk Nedir ? ; Gerçekten tanımlanması çok zor bir terim… Ne kadar tanımlamaya çalışsakda hep bir şeyler eksik oluyor.  Dünyada ve Bilim dünyasında genel olarak aşk; Bir insanın soyut yada somut bir varlığa  , karşılık beklemeden duyduğu sonsuz sevgidir.

Aşk Çeşitleri  Nelerdir;  Aşk -ı soyutluk , somutluk , ve tek taraflı olmak üzere üçe ayırabiliriz. Daha açık bir ifadeyle , İlahi aşk , İnsana olan aşk ve platonik aşk diye gruplandırabiliriz.

  • İlahi Aşk ;  Özellikle Evrensel Dinlerin ( Hristiyanlık , İslam ve Musevilik ) Ortaya çıkması ve yayılmasından sonra sıkça duyulmaya ve kullanılmaya başlanmıştır. En öz ifade ile tanımı ; Bir Canlının kendisini yaratan Allah (C.C)’a karşı duyduğu aşktır. İlahı aşk yani Allah aşkı belkide aşkların en güzeli ve en üstünüdür. Bir kul Kendisini yaratan Rabbine ve Rabbinin yarattıklarına vurulur. Gözleri  Yaradanın güzelliği karşısında kamaşır aklı başından gider ve Tüm kalbiyle ona biraz daha yakın olmak için ibadet eder. Onu düşünür, Onun yarattıklarını düşünür. Gecesinde ve gündüzünde hep o vardır. Böyle bir aşkın Türk Edebiyat’ında ve İslam dünyasında önemli temsilcileri vardır. Mevlana , Yunus Emre , Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) efendimiz gibi.
  • Yaradılana Duyulan Aşk ; Bir insanın bir başka insana karşı oluşan aşkı demektir. Hani birini yolda , cafede , parkda yada herhangibi bir yerde görürsünüz de gözleriniz onda takılı kalır , Kalbiniz hızla atmaya başlar , Ten renginiz değişir , VE anlatamadığınız karışık hisler hissedersiniz ya işte o Aşkdan bahsedioyurm. :) İnsan ‘a duyulan aşk güzeldir. Özellikle Aşık olduğunuz dönemin ilk dönemlerinde . Sürekli onu düşünürsünüz , Gözleri , kaşları , saçları , ağzı , burnu kısacası onun hayali hem karşısındadır. O kadar duygusallaşırız Ki , aşık olduğumuza Şiirler yazmak isteriz yada onun resmini çizmek. Şarkılar söyleriz. Yüzümüzde sürekli bir tebessüm oluşur. Onu görüncede Dünyanın en mutlu insanı göremediğinizde ise en mutsuz insanı olursunuz. Evet aşık olmanın ilk zamanları güzeldir. Ama insana yani yaradılana duyulan aşk Geçicidir. Bir gün biter. Bunu hiç bir istisna değiştiremez. Ama bitmeyen şeylerde kalır tabiki. Sevgi saygı , özlem gibi. İnsana duyulan aşkın Tarihte önemli Sanıkları vardır. Leyla ile Mecnun , Ferhat ile Şirin , Yusuf ile Züleyha gibi…
  • PLatonik ( Tek taraflı / Karşılıksız ) Aşk ; Bu aşk türüde çok ilginçtir. Gene bir başka yaradılana yani insana aşık olursunuz. Aynı hisleri duyguları hissedersiniz ama buruk olarak. Çünkü aşık olduğunuz kişi size aşık değildir. Hem ona delice tutkulu olursunuz hemde o kişiden ölümüne nefret edersiniz. Kurtulmak istersiniz ama kurtulamazsınız. Belkide bir ömür onun hasretinin , özleminin ve hayalinin acısını çekersiniz. Ama tüm olumsuzluklara rağmen güzel bir yanı vardır. Peygamber efendimiz bir Haadis-i ŞeriF-i ‘nde Şöyle buyuruyor ; ” Kim ki birine aşık olur ve aşık olduğunu son nefesine kadar kimseye anlatmazsa o Kişi Öldüğünde Şehitlik makamına Erişir” Demiştir.

Aşk ı elimden geldiğince tanımlamaya çalıştım. Siz siz olun aşık olduğunuzda bir şekilde bir yolunu bulun ve aklınızıda dinleyin;)

Etiketler : Aşk , Aşk nedir , Aşk çeşitleri , İlahi aşk , PLatonik aşk , Mecaz aşk , Soyut aşk , Somut aşk , Gerçek aşk , Karşılıksız aşk , Tek taraflı aşk , aşkın tanımı , aşkın anlamı , aşk ve sevgi , aşık olmak , aşık olmak nedir , neden aşık oluruz , ask , asik olmak , ask nedir , ask cesitleri

 

Ask ve sevgi, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Bir çoğumuz evden çıkmadan kara kara düşünürüz. Ne giysem acaba?

Hemen elbiseleri tek tek deneriz , ve Hiç birini beğenmeyip elbisem yok elbise almalıyım gibi şeyler düşünmeye başlarız.

Peki Nasıl giyinmeliyiz?

Öncelikle kendinizi bir gözden geçirin. Yani Vucudunuzu değerlendirin. Tarafsızca yorumlayın.

Değerlendirmenizin sonuçlarına göre size giyim tavsiyeleri

Kısa Boylu ve Kilolu iseniz ;

Boyunu kısa ve kilonuzda oldukça fazla. Dolaysıyla kıyafetleriniz üzerinize yakışmıyor. Ya sizi daha şişman gösteriyor yada daha kısa boylu. O halde çözüm belli.

Kısa boylu ve Kilolu olanlar Lütfen ama lütfen yatay çizgili kıyafetlerden uzak durunuz. Dikey çizgili kıyafetler sizi uzun ve zayıf gösterecektir.

Renk olarakda çok açık renkli giyimden özellikle beyazdan uzak durunuz. Ama koyu siyah renklerdende uzak durunuz.

Uzun Boylu ve Zayıf iseniz :

Giyeceğiniz elbiseler yatay çizgilere sahip olmalı. Yatay çizgili elbiseler sizin boyunuzu normal gösterirken , Zayıf görünümüde ortadan kaldıracaktır.

Renk seçimini de Çok açık renkli  ve Aşırı koyu renkli olmamasına dikkat ediniz.

 

Sağlık, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Bu günlerde hangi Televizyon kanalını açsanız veya Hangi Gazeteyi okusanız karşınıza çıkan koca bir başlık ”KÜRT SORUNU ”…

Aslında bu olay 2009′un değil 1900 hatta 1800 lerin meselesidir. Peki nasıl oluyorsa bir sorun 100 yıldır yaklaşık olarak bir Asır ‘dır çözülemiyor. İsterseniz öncelikle bu Kürt sorunu nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır , Sonuçları nelerdir ve Nasıl çözülecek Bunları açıklayalım

 

Kürt sorunu : Türkiye’de ilk olarak Cumhuruyet Döneminin ilk yıllarında ortaya çıkan Seyd Sait ayaklanmasıyla duyruldu. Seyd Sait ve yandaşlarına göre , Kürtlerin hakları yenilmiş ve kendilerini hiçe sayan bir Devlet kurulmuştu. Bu Devletin adı Türkiye Cumhuruiyeti idi. Tabiki Şeyd Said bunu açıkça vurgulamadı tabiki çoğu Tarih kitabında yada Kaynakta bu isyanın sebebinin İslami olduğu vurgulanır. Ancak Mit Müşteşarlığının kaynaklarında bu isyanın Çıkmasının asıl sebebi KÜRT Sorunu yani Etnik sorundur.

Kürt Sorunu Ne demektir ? ;

Kürt sorunu , Kürt kökenli vatandaşlara ait temel hak ve özgürlüklerin verilmemesinden kaynaklandığı söylenilir bilinir. Peki Kürt vatandaşlara verilmeyen bu özgürlükler ve temel haklar nelerdir diyecek olursanız, Kendi dillerinde eğitim Hakkı , Kendilerine ait bir Konfederasyon biçiminde devlet , İş olanakları , Ticaret olanakları ve çeşitli insan hakları.

Kürt sorununun Yakın tarihimizde ki Önemli sonuçları :

Özellikle Türkiye’de 1970 li yıllarda sıkça duyulmaya başlayan kürt sorunu meselesi 39 yıldır gündemden hiç düşmedi. Zira o Dönem ”Apocular” (Abdullah Öcalan ve Yandaşları) adıyla yapılan Gösteriler , eylemler ve isyanlar ile bu sorun dalga dalga dilden dile dolaşarak herkese duyrulmak istenmiştir. 12 Eylül 1980 Darbesine kadar devam eden eylemler 12 eylülden sonra birden bire durmuş ve APOCULAR Örgütünün ele başları ise Yurt dışına kaçmıştır.

APOCULAR Örgütü daha sonra çeşitli dış kuvvetlerinde desteğini alarak Daha büyük bir örgütlenme içine girmiş Bu gün ki Kuzey Irak bölgesinde PKK / Kongragel  gibi isimlerle ögüt kurmuşlardır. Seslerini duyurma ve kendilerini ifade etme biçimleri olarak silahlı eylemleri seçmişlerdir.

Bu eylemler neticesinde 40000 (kırk bin) Asker ve Polis hayatını kaybetmiştir. 10 000  Köy koruyucusu , 30.000 Sivil vatandaş ve 120 .000 Pkk örgütü mensubu toplamda ise 200.000 ( İki yüz bin ) Kişi hayatını kaybetmiştir.

Yaklaşık olarak 350.000 kişide yaralanmıştır.

Gördüğünüzgibi bilanço çok ağır.

Bu gün Terör örgütü olarak kabul edilen ”PKK” Kurucusu ve Ele başı Abdullah Öcalan‘ın yakalanmasına rağmen parçalanmamış ve varlığını sürdürmektedir.

Abd , Almanya , İsveç , Norveç , İsviçre , Hollanda , Rusya ve İran gibi ülkelen maddi manevi desteklediği Pkk terör örgütü Her geçen gün yukardaki ağır bilançoyu dahada ağırlaştırmaya devam etmektedir.

AKP Yani Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Dahada GÜÇLENDİKleri dikkat çekmekte. Ve Bu gün Akp Hükümeti ve Sn. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ‘ün sıkça tekrarladığı Kürt sorunu sözcüğü ile Kitleleri memnun edecekleri bir tanımlama yapıp çözüm bulacaklarını belirtmektedirler.

Basın ‘a yansıdığı kadarıyla Kürt sorunu tanımlaması yapılarak Terör örgütü PKK nında silah bırakmasını ve PKK ‘Ya kapsamlı Af Çıkarılmasının gündemde olduğu bilinmekte.

Yani Kürt sorununun Çözümü ,

Pkk ya kapsamlı af çıkarılarak , Kürtçe dilde Televizyon yayınları çıkarılarak , Kürtçe Konuşmanın tamamiyle serbest bırakılarak ve Güney Doğu Andolu bölgesine Maddi yardımlar ve yatırımlar yapılarak çözülmesi ön görülmektedir.

———————————————————-

Yukarda bahsedilen konuların hepsi resmi kaynaklardan ve basından alınan bilgiler ile subjektib olarak verilmiştir.

Bize göre ise ;

Kürt sorunu : Çeşitli Türkiye Düşmanı Devletlerin uydurmasıdır. Bu Devletler , Rusya , ABD , israil , Yunanistan , Norveç , İsviçre , İran , İsveç , Almanya , Hollanda ve Fransa‘dır. Açıkca ifade ediyoruz ve bas bas bağırarak sölüyoruz.

Nerden mi Biliyoruz? En somut örnekleriyle yukarda saydığım tüm devletlerin çeşitli bölge ve şehirlerinde PKK Ofisleri(Büro) bulunmaktadır. Ve Pkk nın Güya yukarda ki Devletlerce Terör Örgütü olarak tanımlanmasına rağmen açıkca ve resmen desteklenmesiyle Türkiye Düşmanlığını açıkca gösteriyorlar.

Yurt Dışında Çeşitli Pkk ‘ya bağlı kurumlarca Yurt Dışında yaşayan Kürt kökenli vatandaşlardan her ay belli miktar aidat toplandığı Tüm Dünya tarafından bilinmektedir Ve bu söylediklerimin delilleri , Mit ve Jitem Arşivlerinde mevcuttur!!!!

Arkadaşlar çok değil az geriye gidelim. 1. Dünya savaşı öncesine gidildiğinde , O dönemde Arap sorunu , Suni Şii sorunu , Ve ortadoskluk sorunu vardı. İngiltere , fransa , İtalya , Rusya ve Dolaylı olarak ABD ‘nin de Desteği ile Osmanlı’ya Bağlı Arap Devletleri ayaklanmıştır. Bu durum karşısında Osmanlı hem DIş hem de İç meselelerle uğraşmaya mahkum edilmiş ve sonucunda ise parçalanmıştır.

Bu gün Gene Çeşitli Dış devletlerin ve İçimizde ki Türkiye Düşmanları aynı oyunu oynamaktadır. Ve Bu sefer Ki Oyunun adını ise KÜRT SORUNU Koymuşlardır.!

Amaç açık ve net. Türkiye’yi Parçalamak.!

Şimdi diyeceksiniz Ki gerçekten Kürt sorunu yok mu?

Hayır Yok!

Bu gün Kürdüm Kürt kökenliyim diyen vatandaşları alalım karşımıza soralım. Diyelim ki onlara söyleyin Siz nerden varoldunuz yani hangi coğrafyada var oldunuz ve Tarihinizde Hangi devletleri kurup Boy gösterdiniz?

Bu sorumuza inanın uydurma iki Boy(Aşiret) Halinde cevap gelmeyecektir.

Ve gene soralım ; Kürtçe Diliniz 565 Kelimeden oluşmakta. Bu kelimelerin 200 kadarı Arapça Ve Farsca , 200 kadarı Yabancı ( İngilizce , Rusca) 75 ‘i Türkçe geriye kala kala 90 Kelime ki onada kendi tabirinizle Kürtçe diyorsunuz. Söylr misiniz Dünya üzerinde hangi Millet’in Dili 565 gibi kelimeden oluşur.

Bunada verecekleri bir cevapları yok. Zaten benim sorduklarım 40 yıldır soruluyor ama hala cevaplar verilmiyor.

Ortada olmayan ve sonradan uydurulan bir Millet var. Ve mağlesef AKP Hükümeti Bu milleti kabul etmiş ve resmen Oyuna gelmiştir.

Bu gün Akp parti Hükümetinin Sn. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Eski Akp Bakanı olan Sn. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün ortaya attıkları Kürt sorununu çözeceğiz. Nasıl çözeceksiniz ? İşte efendim  Pkk’a Af getireceğiz , Kürtçeyi serbest Bırakacağız , Kendi Dillerinde Yayınlara Kitaplara izin vereceğiz vs vs vs… diyorlar.

Güya bunları yaparsak çözülecek.

Hadi ordannnnnnnnnnn!

Bu dedikleriniz zaten yapılan şeyler. Kürtçe ‘yi serbest bıracaklarmış ! Ya kardeşim Kürtçe zaten hep serbestti öyle olmasaydı 2 Yaşında ki Kürt çocuğu nasıl Kürtçe öğrensin?

Kendi dillerinde Yayına 1 yıl önce izin verdiniz ee sonuç ne ? Hiç eski tas eski hamam

Şimdide kitap ve dergilere işte Kürtçe şarkılara izin vereceğiz diyorsunuz . Bunların üstüne de Para yardımlarından Güney doğuya yatırımlardan bahsediyorsunuz.

Ben Sn. Başbakanımız ve Sn. Cumhurbaşkanımıza sormak istiyorum Türkiye’nin 100 Milyar Dolarlık projesi olan ve 20 yıldır hala hayata geçirelemeyen GAP projesini neden hep erteliyorsunuz?

Ben açıklayım . 1990 lı Yıllarda GAP Projesini denemek amacıyla Barajların kapakları açtınız. Ve Güney doğuda bir çok toprak su yüzü gördü , Sonucunda Çiftçi iyi ürün kaldırdı. Ama ne yazıkki Türkiye kar edemedi. Çünkü kaldırılan mahsulun bütün gelirleri PKK Terör örgütüne gitmişti.

Bunu Başbakanımızda iyi biliyor Cumhurbaşkanımızda zaten önerdikleri çözüm yolunda ki öncelik PKK yı ortadan kaldırmak. Ama affetmek yoluyla kaldırcaklarmış. Ki Türkiye’de Ekonomik krizin boyutları inanın sandığınızdan daha fazla Paraya sıkışan AKP Hükümeti risk alarak ateşle oynamayı seçerek ve GAP Projesininde önünü açmak için KÜRT SORUNUNU Çözeceğiz diyorlar.

İyide Bu gün Güney Doğuya gidin Bir allahın Kulu Pkk terör örgütüdür. Kahrolsun PKK Demez. Tersine onlar bizim kahramanımız der. En azından %95 i böyle der!

Ve Pkk Ve Destekçileride açıkça diyor ki biz hak mak derdinde değiliz. Biz Devletimizi kuracağız.

Onlara göre çözüm ; Güney Doğuyu ve Türkiye’nin Çeşitli illerini bize veriniz. Biz Devletimizi kuralım bu sorun bittin!

Böyle mantıkla hareket eden bir Örgüte Af çıkarmak ne kadar doğru ki?

Yada böyle mantıkla hareket eden Bölgeye yatırım yapmak ne kadar doğru?

Ve Ortada olmayan Dış Devletlerin Uydurduğu Soruna evet Böyle bir sorun var demek ne kadar doğru?

Şimdiden söyleyelim. Türkiye’yi önümüzde ki 10 yıl içerisinde şiddet ve Kanlı günler bekliyor. Artık Sessizce izleyen Türk MİLLETİ sanmasınlar ki Böyle izleyecek. Seslerini KAndil dağıda duyacak Tüm Dünyada ama en önce AKP Hükümeti duyacak.!

Not: Eğer gerçekten samimi  bir durum olsaydı. Yani Gerçekten Kürt Sorunu olsaydı, Hakların yenildiği bir durum söz konusu olsaydı.İnanın yürekten desteklerdim. Ama suni yani yapmacık sorunlara ve çözümlere inanmıyorum inanmamda!

Not 2: Almanya , ABD , Rusya ve Yunanistan Devletlerinin Nufusunda Yabancı Uyruklu Vatandaşlar çok fazladır. Örneğin Türkler gibi. Peki Bu Devletlerin hangileri Türklere Ana dillerinde eğitim izni vermişler , Hangileri Türkçe ‘i resmi ders olarak kabul etmişler , Ve Hangileri Devletlerini Bölmeye kalkanlara İyi niyetli güzel yaklaşmışlar.? Tabiki hiç biri. Tersine Bırakın azınlıkları Orda yaşayan Müslüman nufusa saygıları olmayan ve haklarını vermeyen Devlet yapısına sahipler. En basit örneği ; Almanya’da Ezan ‘ın Mikrofonla Yüksek sesle okunması YASAKTIR!!!

 

 

Genel, Haberler, Tarih, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Öss Sınav sonuçları bu gün 10:30 ‘da açıklandı. 1 milyon 324 bin 197 (1.324.197) Kişinin girdiği sınavdan yaklşaık olarak 1 milyon 224 bin kişi tercih hakkı kazandı. ÖSYM ‘den yapılan açıklamaya göre; Bu seneki sınavda kazanma oranının diğer yıllara göre daha yüksek olduğuna vurgu yapıldı.

ÖSS ve Yds ( Yabancı dil ) Sınav sonuçlarını Öğrenmek için TIKLAYIN

Diğer Sınav Sonuçlarını öğrenmek için TIKLAYIN

Ösym ‘den yapılan açıklamaya göre ÖSS ve YDS’de en başarılı illerde belli oldu.

Genel anlamda : İstanbul  , Ferdi anlamda ise Ankara en başarılı iller oldular.

Sayısal Alanında En Başarılı iller : Karaman , Kayseri , denizli ve Yalova

Sözel Alanda En başarılı İller : Niğde , Aydın , Nevşehir , Karaman , Konya , Kırşehir , Kayseri , Mersin , Denizli ve Aksaray.

Eşit Ağırlık Alanında(T.M) En başarılı İller : Aydın , Karaman , Kayseri , Yalova , Konya , Ankara , Nevşehir ve Niğde.

En başarısız  İller ise : Tunceli , bitlis , mardin , Düzce , Bingöl , Artvin , Ağrı , Şırnak , Hakkari ve , Ardahan.

Ösym Başkanlığının verdiği bilgilere göre ; Bu sene ki sınavda en zor bölümün her yıl olduğu gibi matemetik değilde Sosyal bilimler olduğu belirtildi. Bunun dışında Öğrencilerin ,

Sınavda, tüm soruları doğru yanıtlayan aday sayısı Türkçe testinde 1281, Sosyal Bilimler-1′de 133, Matematik-1′de 8 bin 655, Fen Bilimleri-1′de 140 olarak tespit edildi.

Türkçe’de 20 bin 558, Sosyal Bilimler-1′de 76 bin 498, Matematik-1′de 251 bin 324, Fen Bilimleri-1′de 704 bin 712 adayın puanı, 0.25′in altında kaldığı için ”hesaplanamadığından” ‘’sıfır – 0 ”  puan aldı.

Edebiyat-Sosyal Bilimler’de 629 bin 752 adaydan 61′i, Matematik-2′de 449 bin 233 adaydan 393′ü, Fen Bilimleri’nde 249 bin 424 adaydan 234′ü tüm soruları doğru yanıtlarken,

Sosyal Bilimler-2 testinde tüm soruları doğru yanıtlayabilen aday çıkmadı.

ÖssÖğrenci Seçme Sınavı ) Birincileri :

ÖSS Sözel 1. Bölümü : İlk üçe Girenler

  1. Serhat Güzel ( İstanbul)
  2. İlyas Avcı ( Bursa)
  3. Cihat İmamoğlu (İstanbul)

ÖSS SAYISAL 1. Bölümü : İlk üçe Girenler

  1. Gülşen Yücel ( AYDIN)
  2. Mustafa Öztürk ( Kayseri )
  3. Ali Gökçe ( ADANA)

ÖSS Eşit Ağırlık [TM] 1. Bölümü : İlk üçe girenler 

  1. Mustafa Öztürk (Kayseri )
  2. Alican Göksel ( İstanbul)  – Semih Uçan ( Kayseri ) – Berkay Deniz ( İstanbul)

——————————————————————

ÖSS SÖZEL 2. Bölüm :

  1. Serhat Güzel ( İstanbul)
  2. İlyas Avcı ( Bursa )
  3. Cihat İmamoğlu ( Özel Amerikan Lisesi)

ÖSS SAYISAL 2. Bölüm :

  1. Çağatay Ermiş ( İstanbul)

Öss Eşit Ağırlık 2. Bölüm :

  1. Mücahit Erdoğan ( istanbul)

————————————————————————–

ÖSS YABANCI DİL ( YDS) :

  • İngilizce Bölümü : Berkay Dertsiz
  • Almanca Bölümü : Mertcan İpek
  • Fransızca : Muazzes Çiğdem OBA

Umarım Öss ve YDS  Sınavı hepiniz için İyi geçmiştir. Netlogsohbet.com Haber.

 

Genel, Haberler, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Her yıl 2 Milyondan fazla insan Öss(Öğrenci seçme Sınavı) de ter döküyor.Amaçları güzel bir üniversiteyi kazanıp geleceklerini belirleyecek meslek seçimini yapmak. Ama mağlesef Türkiye’de ki Üniversite sistemi çok farklı. Bunun sonucunda Yüksek Lisansı kazanan aday sayısı sadece 265.000, Ön lisansı kazananların sayısıda 465.000 civarında Dolaysıyla 700 bin öğrenciden sonrası yaklaşık olarak 1 milyon 300 bin kişi açıkta boşta kalmaktadır. Arkadaşlar Avrupada ve ABD‘de Üniversite sınav sistemi bizden çok farklı . Bakınız orada sistem şu şekilde : Öğrenci liseyi bitirir. Lise diploma Notuna göre Üniversite seçer ve ilköğretimden başlayak rehberlik dersleri sayesinde meslek seçimini yapar. Zaten Avrupa‘nın neden teknolojik ve Bilimsel konularda Türkiye‘den üstün olduğunu burda ki sistem farkıyla görebiliriz.
Üniversite Sınavında iyi bir puan alıp Üniversiteye gitmeye hak kazanan arkadaşlarımız nasıl bir  Bir Üniversite ve Meslek bölüm seçiminde bulunmalı? Ben Afyon Kocatepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Bu yazıyı yazmamda Ki amaç bizlerin geçmiş yıllarda yaptıkları hataları Öss yi kazanıp Üniversite ve meslek seçimi yapacak arkadaşlarında aynı hataları yapmasını önlemek Bir nevi olsun fikir verip yol göstermek..

Bizler mağlesef kendi seçimlerimizden çok dış faktörlerin seçimleriyle geleceğimizi oluştururuz. ( Aile , eş , dost ,vb..) Belkide Futbolcu , Sanatçı , Ressam yada Müzisyen olmak isteriz ama bize dayatılan İlla Okuyacaktın şartı nedeniyle sevmeyerek okuruz. Ve kapımıza ÖSS çıkar onuda geçeriz ve şimdide Geleceğimizi belirleyecek bir seçim Meslek seçimi… Gene dış etmenler devreye girer. Doktorluğu seç , Öğretmenliği seç şunu seç bunu seç!!! Hangi meslek yüksek gelir getiriyorsa onu seçmemiz için bir baskı uygulanır. Ve mecburen bir seçim yaparız. Mutluda olsak olmasakda Bi ömür o meslek ile yaşarız… Avrupa‘da Öğrenciye ilköğretimden başlayarak bir rehberlik hizmeti verilir. Bunun en canlı örneğini geçen günlerde Almanya‘da Yaşayan bir arkadaşımızın Çocuğunun geleceğini oluşturmasında Okulunun çalışmasıyla bir kez daha gördüm. Bakın olay aynen şöyle. Arkadaşımın oğlu gayet yetenekli çokda güzel futbol oynayan bir arkadaşımız. Bu yeteneğini okulunda ki Spor öğretmenleri farkediyor ve Rehberlik öğretmenleri ekibiyle bir çalışma yapıyorlar. Acaba bu yeteneği nasıl değerlendirmeli … Hemen çocukla konuşuluyor ve ondan, ”futbolu çok sevdiğini kendisini geliştirmek istediğini”  öğrendiklerinde hemen İspanya‘DA Barcelona Kentinde bulunan spor okuluna başvuru yapılıyor. Ailesininde izni ile o Çocuk şimdi sevdiği işi yapmak ve kendini geliştirmek üzere İspanya‘Da !!!!

Her neyse Konuyu fazla uzatmayıp dağıtmadan esas Konumuza dönelim. Arkadaşlarım öncelikle önemli olan ilerde hangi mesleği yapmak isteyeceğinizi seçmeniz. Bu seçimden sonra Okuyacağınız Üniversiteyi Belirleyin. Acaba ben hangi işle mutlu olurum? Bu soruyu kendinize sorun. Aklınız ve Kalbiniz size hangi cevabı veriyorsa o mesleğe yönelin. Örnek vermek gerekirse.. Mühendislik ile Doktorluk arasında seçim yapmanız gerekecek. İkisinden birini istiyorsunuz. Aklınızda Maddi durumlarda göz önüne alarak Doktorluğu Tıp Fakultesini seçmek istiyorsunuz. Ama kalbinizdende gönlünüzdende geçen Mühendislik…. Bu durumda ne yapacaksınız? . Bu durumda olan arkadaşlarımız kendilerine biraz daha zaman ayırsınlar. Biraz daha detaylı düşünsünler. Ve hem mantığınızın hemde gönlünüzün mesleğe evet demesini bekletinler. Kuru kuru bekleyelim mi tabiki hayır. Düşünürken şunlarıda yapın. Seçeceğiniz meslekleri araştırın. Zorlukları nelerdir , Hangi yönleri eğlencelidir. Ve bu Seçeceğiniz mesleği seçenlerin genel durumu nasıl? Mutlu mu yoksa pişmanlar mı… Bu konular hakkındada bilgi edinin. Bitmedi, Sıra kendinizi tanımada. Acaba sizin yetenekleriniz hangi mesleğe daha yakın?. Bu sorunun cevabını bulmaya çalışın. Yani kendinizi tanımaya başlayın!!! Tüm bunları doğru bir biçimde yaptığınızda emin olun doğru bir tercih yapmış olacaksınız.
 Tüm bunlara Rağmen hala seçim yapamadıysanız. O zaman en iyisi kalbinizin sesini dinleyin;)

Mesleği seçtik sıra geldi Üniversite seçimine…

Not: Bana göre Meslek yada Üniversite seçimi Sınav sonrası yapılmamalı. Ta liseye başladığımız günlerde bunları düşünmeliyiz. Biliyorsunuz Lise 1 den sonra Bizden Bölüm seçmemiz istenilir. Sayısal , Eşit ağırlık ve sözel bölümü olmak üzere. Çoğumuz gelişigüzel seçim yaptığımızdan. İlerde ki Öss de ki kaderimiz değişmiş olur. Sevdiğiniz meslek belkide sözel bölümünde belkide sayısalda siz ise Eşit ağırlıkçısınız ne olacak şimdi? İşte o nedenle Lise 1 den itibaren başlayın araştırmaya. Tabiki burda en büyük görev LİSELER’DE SÜS GİBİ DURAN REHBERLİK ÖĞRETMENLERİNE VE EKİBİNE DÜŞÜYOR. SALLA BAŞINI AL MAAŞINI ANLAYIŞINDAN AZ VAZGEÇİN VE BU ÜLKENİN GELECEĞİNE AZ FAYDANIZ OLSUN!!!

Seçeceğiniz Üniversite sizin Mesleğiniz konusunda uzmanlaşmış olmalı. İşletme Seçtğinizi varsayalım… İşletme bölümünde hangi Üniversiteler ön plana çıkmış. Hangi Üniversite’den mezun olanlar başarılı olmuşlar. Bu konuda bir araştırma yapınız. Şuan yanlış hatırlamıyorsam. SABANCI Üniversitesi İşletme bölümünde en iyisi. İşte sizde Mesleğiniz Konusunda uzmanlaşmış Üniversiteleri araştırıp seçmelisiniz.

Üniversite seçimine çok önemli arkadaşlar Şehir faktörünede dikkat ediniz.Kulakdan dolma bilgilerle şehirleri değerlendirmeyin. Şehirleride muhakkat araştırın. İnsanından , Tarihinden , Sosyal yapısından , Teknolojik ve Alt yapısına kadar. Çünkü Üniversite güzeldir iyidir. Ama bulunduğu şehir kötüyse bu sizi Mutsuz kılacaktır. Dolaysıyla Mutsuz günlere mahkum olabilirsiniz. Bir çok arkadaşımızın Şehir de huzurlu mutlu olamayıp Üniversite bıraktığını veya değiştirdiğini sakın unutmayın.

Sonuç olarak. Amacınız Maddiyattan çok , Kendi isteklerinizi gerçekleştirecek ve bu Ülkeye insanlığa en faydalı Mesleği ve Üniversite’yi seçmek olsun. Hepinize başarılar dilerim.

 

 

Genel, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Yaklaşık 1900 yıllardan bugünlere kadar ütünde en çok durulan ve konuşulup tartışılan konulardan birisi de : ”ALDATMA”!

Bir çok uzman , bilim adamı , psikiyatritler , astrologlar ve medyumlar bu konuya açıklık getirmeye ve aldatmanın sebeplerini anlatmaya çalışmışlardır.

Şuan yaşadığım çevrede en çok ilgimi daha doğrusu dikkatimi çeken konu aldatmak ve boşanmak! Peki neden? Neden bir erkek veya kadın beraber olduğu insanı bir başkasıyla aldatır?
Altını çizmek gerekirse aldatmak sadece evlendikten sonra olmuyor… Evlenmeden önce de çok gündemde olan bir konu.

Kendimce gözlemlediğim nedenlerden yola çıkarak  Erkekler ve Kadınlar Neden aldatır? sorusunu cevaplayacağım nedenlerini sıralayacağım

Neden Aldatırız ? ;

  • Ekonomik nedenler ; Eski bir ata sözümüz vardır : ” İki gönül bir olunca samanlık seyran olur!” Diye…Ama yapılan araştırmalar ve gözlemler gösteriyor ki bu söz baya eskide kalmış. Erkek olsun kadın olsun aldatma nedenlerinde ekonomik sebepler ön planda gelmektedir. Bir ilişkiyi sevgiyle sularsınız büyütürsünüz ama İstekler karşısında maddiyat yetersiz kalıyorsa , Çiftler çareyi maddi durumu iyi olan bir başkasında arıyorlar. Erkeklerin pek para için aldattığı görünen olay değildir. Onlar daha ziyade beraber olduğu insanın isteklerinin kendi maddiyatına uymadığı için başkasını ararlar. Kadınlar ise tam tersi Maddi isteklerini yerine getirecek erkeklere yönelirler.
  • Duygusal Nedenler: Hepimizin muhakkat bir ilk göz ağrısı vardır veya Herkesin gönlünde bir aslan muhakkat yatıyordur. Çoğu insan o gönlünde kini bulamazlar. Genelde teselliyi hep başkasında ararlar. Ve ne yazık  ki o gönlünde ki karşısına çıktığında ilişkiyi bitirmek ya da aldatmak kaçınılmaz oluyor. Bunun haricinde duygusal nedenler içine İlişkilerin başlangıcında ki heyecanın güzelliğin ve sevginin kalmamasınıda ekleyebiliriz. Ne yazıkki beraber olmak için bin sakla attığımız insana kavuşunca bir süre geçince nedense bir kıymet bilmezlik alır başını gider. Zaman içinde günden günde monotonlaşan ilişkiler çiftleri başka insanlara doğru yönlendirmeye başlar.
  • Sosyal ve Kültürel Nedenler: Özellikle kırsal kesimde çok rastlanan durumdur. Bir kadının çocuğu olmuyorsa ya erkeklerin çocuk özlemini başka kadınla gidermesi. Aynı şekilde anne olmak isteyen kadınların birlikte olduğu insandan bu beklentisini karşılamıyorrsa o da başka bir baba adayına yönelir. Bunun haricinde Bazı Bölgelerde ki batıl ve dini inançlarda etkilidir. Örneğin çok eşli evlilik yapma gibi. Gene örnek olarak Arap ve Afrika ülkelerini verebiliriz.
  • Psikolojik Nedenler : Her insanın hayatında bir yada bir kaç kez başına ruhsal bunalımlar gelebilir. Çoğu zaman hepimiz her şeyden sıkılmaz mıyız? Yalnız kalmak her şeyden uzaklaşmak istemez miyiz? Yada yeni insanlar yeni yerler görmek? Evet isteriz. Bu durum birlikteliklerdede böyledir. Eşlerden biri psikolojik sorunlardan dolayı eşinden uzaklaşır. Başka yerler başka insanlar der ken başka beraberliklerde olmuş olur. Dolaysıyla aldatma kaçınılmaz oluyor.
  • Kişisel Nedenler : Arkadaşlar kimi insanlar 7sinde neyse 70.nde de o dur. Bir insan düşünün aldatmayı başka beraberlikler edinmeyi kendine huy edinmiş ise şartlar ve durumlar ne olursa olsun er yada geç beraber olduğu insanı aldatacaktır. Bu durumu psikolojik nedenler arasında değerlendirebilirzde ancak , İnsanların Hobilerinin alışkanlıklarının pek psikolojik olduğunu düşünmediğim için ayrı değerlendirmek istedim.
  • Cinsel Nedenler: Cinsel nedenler bana göre en önemli sebeptir. Neden mi? Arkadaşlar aslında bir çok insan farkındadır ama kabul etmek nedense istemezler. Bir birliktelikte sadece aşk , sevgi , saygı , para vs vs tek başına yeterli olmaz.Benim dikkatimi çok çekmiştir falan tv programında boşanma konusu aldatma konusu konuşulduğunda nerdeyse tüm sebepler alfabe gibi sıralanıyor ama bir allaHın Kuluda cinselliği neden göstermiyor. Arkadaşlar bizler her birimiz bir canlı organizmayız. Hayvanlarda cinellik vardır , İnsanlarda vardır hatta kromozomlarda bile vardır:) Bu olay bizlerin tabiatının sonucudur. Dolaysıyla size doğduğunuzda yüklenen bir iç güdünüz var. E iç güdüsünü insanların tatmin edememsi o insanları mutsuz kılar. Cinsellik bu yüzden önemlidir. Çiftler cinsel hayatlarında birbirlerine yetmiyorsa , Tabiki mutsuzlaşırlar Her şey onlar için artık problem oluşur. Aslında gene dikkatiçi meken bir gözlem daha sunayum sizlere. Arkadaşlar Cinsel yaşamlarında mutlu olan çiftlerin ekonomik , duygusal ve psikolojik sorunları pek dert etmediği bu sounblarda birbirine inanılmaz destek verdiğini iyi biliniz. Kısaca toparlamam gerekirse. Eşler özellikle Evlilikte cinsel yaşamdan tatmin olmuyorlarsa bir gün bir şekilde eşini aldatır. Ve tatmin olamama diğer aldatma ve boşanma sebeplerinide tetikliyor. O nedenle size tavsiyem Cinsel konularda kendinizi geliştirin. Bir çok kaynak ve uzmandan yardım alabilirsiniz. Netlogsohbet.Com ‘ un Sağlık ve Cinsellik kategorilerini takip ederek sizler için faydalı bilgileri öğrenebilirsiniz.

Saygılarımızla.Kaynak : Netlogsohbet.com!

Ask ve sevgi, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Rahmetli ”’Barış Akarsu”’  Adına çıkarılan mp3 albümünde aşağıdaki şarkılar mevcut.

                                                 Dinle  __  İndir Yükle

 

* Resimdeki Gözyasları * Unutamadım * Her Seyi Yak * Rüzgar * Bir Sevmek Bin Defa Ölmekmiş * Sevdim Seni Bir Kere * Yeter Ki * Allahım Güç Ver Bana * Olmadı Yar * Hasretler Ayrılıkla Başlar * Hatiralar * Ben Tek başıma [Şiir] * yalanci yarim * gözlerin * yollarda bulurum seni * gel gör beni ask neyledi * aşkınla yandım (1) * Vurdum en dibe kadar * Ağladim senin için ilk defa * yalancı * Öyle bir geçer ki zaman * sevdan bir ateş oldu bende * bu kalp seni unutur mu * hasretinle yandı gönlüm * İsterdim * Gel gör beni Aşk neyledi ( Yunus emre)

Etiketler [ Barış akarsu , barış akarsu mp3 , barış akarsu mp3 indir , barış akarsu mp3 yükle , barış akarsu şarkıları , barış akarsu albümleri , barış akarsu son albüm , barış akarsu yalanci yarim , barış akarsu ağladım ilk defa senin için , barış akarsu mp4 , barış akarsu şarkı sözler

Magazin, Müzik, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin

Evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurum, bu aksaklıklar giderilemediğinde ise sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süresince aileye yeni bir birey katıldıysa boşanma daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilir, en çok görülen sebepleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

ekonomik sorunlar
eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları
cinsel sorunlar
iletişim bozukluğu
eşlerden birinin ihaneti
aile içi şiddet

  Devamını Oku

Ask ve sevgi, Yaşam Yorum Yok Yazan: admin
Pages: Prev 1 2 3 4 5



Telif Haklari © 2010 Ruyacafe.net Sohbet , Chat , Video , Oyun , Rüya tabirleri , Sesli siir  |  Sohbet  |  Chat ve Sohbet sitesi'ne Aittir..