Ruyacafe.net Sohbet , Chat , Video , Oyun , Rüya tabirleri , Sesli siir
Rüyacafe.net Sohbet,Chat ve En zevkli eğlence sitesi
Anasayfa  Anasayfa  |  Video  |  Ruya Tabirleri

"Yaşam" konulu yazılar

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi Mirahor köyünde oturan 88 yşındaki C.K. isimli kadın, dün, komşuları tarafından evinin bahçesinde ağır yaralı halde bulunmuştu.

Kafasında derin yarıklar, kollarında da çizikler ve morluklar olduğu görülen yaşlı kadın, Pınarbaşı Toplum Sağlığı Merkezi’ndeki ilk müdahalenin ardından Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesine kaldırılmıştı.

Olaydan sonra jandarmaya teslim olan C.K’nin komşusu 30 yaşındaki A.K’nin, evinde telefon olmadığı için komşusu C.K’nin ev telefonundan Zonguldak’taki kız arkadaşını aramak istediğini ancak yaşlı ev sahibinin telefonunun kullanılmasına izin vermemesi nedeniyle yaşlı kadını dövdüğünü itiraf ettiği belirtildi.

Zanlının jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildiği öğrenildi.

Bu arada yaralının Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi’ndeki tedavisinin sürdüğü bildirildi

Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

Kadınların hayatları boyunca yaklaşık 3 yılı alışverişte geçirdiği ortaya çıktı. İnternetteki araştırma sitesi “OnePoll” tarafından 2 bin kadına yapılan ankete göre, kadınlar hayatları boyunca ortalama 25 bin 184 saat 53 dakikayı alışverişte harcıyor. Kadınlar market alışverişine de neredeyse kıyafet satın almak kadar zaman ayırıyor.

OnePoll sözcüsü, “Birçok erkek, kadınların yalnızca kendilerine kıyafet almak için alışverişe çıktığını düşünür. Ancak kadınlar tüm aile için de sık sık alışveriş yapıyor ve bu gerçekten çok zor bir iş olabilir” dedi.

1 yılda 49 saat vitrine bakıyor
Ankete göre, kadınların bir yılda alışverişte geçirdikleri zamanın dökümü şöyle:
Kıyafet (30 kez): 100 saat 48 dakika
Yiyecek (84 kez): 94 saat 55 dakika
Vitrinlere bakmak (51 kez): 48 saat 51 dakika
Ayakkabı (15 kez): 40 saat 30 dakika
Hediye (19 kez): 36 saat 17 dakika
Kitap (57 kez): 31 saat 21 dakika
Aksesuar (18 kez): 29 saat 31 dakika
Makyaj ve bakım ürünleri (27 kez):
17 saat 33 dakika

Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra
Ambrosio, 4 yaşından bu yana istediği her şeyi yiyebildiğini, bir – iki kilo fazlanın onu şişman gösterdiğini ancak kilo verdiğinde ise hasta gibi gözüktüğünü söylüyor.
Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gaip Ekuklu, dondurmanın besleyici özelliğinin yanı sıra sağlıksız üretilmesinin önemli sağlık sorunlarına yol açabilecek bir gıda olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“İçindeki mineraller ve vitaminlerle zengin ve besleyici olan dondurma üretim koşullarının sağlıksız ve kurallara uygun olmaması durumunda önemli sorunlara neden olabilir. Bu nedenle sağlıklı koşullarda üretilen, ambalajlanan, taşınan, saklanan ve korunan dondurmanın tüketilmesi çok önemlidir. Gelişen besin teknolojisiyle birlikte üretim aşamasındaki riskler azalmakla birlikte taşınma ve saklama hala önemli sorun durumundadır. Üretim aşamasındaki en önemli konu sağlığa uygun koşullarda ve pastörize edilmiş sütten dondurma üretimidir. Burada temel neden dondurma yapımında kullanılan sütün mikroorganizmalar için iyi bir üreme ortamı olmasıdır. Dolayısıyla pastörizasyon bu riski ortadan kaldırmaktadır.”

Dondurmanın, protein, karbonhidrat, yağ ve A, B, C, D, E vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineraller nedeniyle besin ögeleri bakımından oldukça zengin olduğunu belirten Ekuklu, bütün bu maddelerin dondurma içinde hangi miktarlarda bulunacakları Türk Gıda Kodeksi’nce karar verildiğini söyledi.

Ekuklu, çocuklar yaz aylarında daha az süt tükettikleri için kalsiyum ihtiyaçlarını karşılamanın daha zor olduğunu vurgulayarak, “En iyi kalsiyum kaynağı olarak bilinen süt, yoğurt, peynir gibi besinlerin yanı sıra sütten hazırlanmış olan dondurmayı tüketmek çocukların ve anne adaylarının kalsiyum gereksinmesine katkı sağlar. Ancak dondurmanın süte göre 3-4 kat daha fazla yağ, 3-4 kat daha fazla karbonhidrat ve yüzde 15 daha fazla protein içerdiği de unutulmamalıdır” diye konuştu.

TÜKETİMDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Doç. Dr. Ekuklu, sağlık sorunu olmayan herkesin, her mevsimde dondurma yiyebileceğini belirterek, “Ancak besinlerle yeni tanışan ve alerji riski yüksek olan çocuklarda dondurma sorun yaratabilir. Özellikle inek sütüne ve yumurtaya alerjisi olan çocuklara dondurma yedirilmemelidir” dedi.

Ekuklu, dondurma tüketiminde dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle bildirdi:
“Dondurma üzerindeki etiket, üretim ve son kullanma tarihi mutlaka okunmalıdır. Üretim yeri ve üretim izni kontrol edilmelidir. Saklanma koşulları, eriyip tekrar dondurulup dondurulmadığı bilinmelidir. Özellikle açıkta satılan, güvenilir olmayan yerlerden, sokak satıcılarından dondurma satın alınmamalıdır. Bu tür ürünler çok ciddi sağlık sorunlarına, zehirlenmelere neden olabilmektedir. Dondurmanın içinde buz kristallerinin olması uygun olmayan üretimin göstergesidir. Ambalajı yırtılmış, bozulmuş dondurmalar asla tüketilmemelidir.”

Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra
Senarist Selin Tunç’un hamileliği sebebiyle bitirilmesi planlanan dizinin akıbeti, seyirciden gelen yoğun istek nedeniyle henüz belli değil!

Günaydın’da yer alan habere göre; dizinin bitmemesi için internet sitelerinde kampanya başlatan ‘Canım Ailem’ fanları, TMC’nin telefonlarını da kilitlemiş durumda. Dizisinin takipçilerini mağdur etmek istemeyen Erol Avcı da yeni formüller aramaya başlamış. Henüz tam kararın alınmamış olmasıyla birlikte dizinin aynı ekiple devam edeceği fikri bile oyuncuları heyecanlandırmış.

OYUNCULAR DA “DEVAM” DİYOR

Yönetmen Sadullah Celen, “Her şeyin bir sonu vardır ama dizinin devam etmesini çok istiyorum” derken; Uğur Yücel de dizinin devam etmesine sevineceğini söylüyor. Meliha karakteriyle adından söz ettiren Şebnem Bozoklu ise, dizinin oyunculuk kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. Kendisinden büyük bir karakteri canlandırdığı için saçı ve makyajıyla olduğundan farklı bir kimliğe bürünen Bozoklu, şunları söylüyor: “Benim saçlarım kısa… Eğer dizi biterse saçımı eski haline getirmek için hevesleniyorum.”

Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

ABD’li araştırmacılar, sevilen biri ile ses etkileşiminin insanları nasıl etkilediği üzerine yaptıkları araştırmada, oksitosin hormonunun ergenlik çağı öncesinde ve gergin durumda bulunan kızlar üzerinde sakinleştirme düzeylerini test etti.

Yaşları 7 – 12 arasında değişen 61 kız, yabancıların önüne çıkarılarak bir performans sergilemeleri istendi ve daha sonra 3 gruba ayrıldı.

Bir grup, anneleri tarafından fiziksel temas ile sakinleştirildi. İkinci grup anneleri ile telefonda görüştürülürken, üçüncü grup anneleri ile herhangi bir etkileşimde bulunmadı.

Bu süreçte çocukların stres hormonu gözlendi ve anneleri tarafından fiziksel ya da ses yoluyla sakinleştirilen çocukların oksitosin hormon düzeyi benzerlikler gösterdi.

Araştırmacılar, ”Elde ettiğimiz sonuçlar, bizim türümüzde sosyal bağ kurmada, sinir sistemi ve iç salgı bezleriyle ilgili nöroendokrin sistemi için sesin dokunma kadar önemli olabileceğini gösterdi. Ailelerinden ve arkadaşlarından sosyal destek alamayan bireylerin, daha iyi ilişki kuran akranlarına göre sağlık sorunları daha çok oluyor. Ses belki dokunma dahil, doğrudan kişiler arası etkileşim gibi aynı rahatlamayı sağlıyor” dedi.

Araştırma Proceedings of The Royal Society B. adlı dergide yayımlandı.

Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

Genellike uykuda vücudun ve beynin dinlendiğini, tazelendiğini düşünürüz. Uykusuz bir gecenin sonunda vücudumuzda kırıklıklar, başımızda ağrılar ortaya çıkabilir, kafamızı toplayıp doğru düşünmekte zorlanırız.

Çok az uyuyabilen, uykusu kalitesiz olan insanların genellikle gün içinde sinirli, huzursuz, keyifsiz oldukları, çabuk yoruldukları, dalgın ve unutkan oldukları, kolay hastalanıp geç ve güç iyileştikleri görülür. Uykusuz insanlar genellikle işte verimsiz, okulda başarısız olurlar. Çoğu kez potansiyellerine ulaşamadıklarını, “iyi bir uyku çekseler herşeyin düzeleceğini” düşünürler.

İnsanların uykusuzluğa karşı bu denli duyarlı olmalarının nedenlerini anlatan Amerikan Hastanesi Uyku Kliniği Bölümü‘nden Dr. Sabri Derman, uykunun, beyin için bir “dinlenme süresi” olmadığını söylüyor.

“Özellikle rüyaların en sık görüldüğü REM uykusu (İnglizce rapid eye movements teriminin uluslararası kabul görmüş kısaltması) sırasında vücut neredeyse tamamen felç olmuş gibi hareketsizken beynimiz, özellikle beyin kabuğu olan korteks, yoğun bir çalışma içine girmektedir. Bu süreç içinde uyanıkken beynimize dışardan ve vücudumuzdan giren tüm bilgiler yeniden işlenmekte, sınıflandırılmakta, eski bilgilerle ilintilendirilmekte, görece önemlerine bağlı olarak belleğe taşınmaktadır.

RÜYALAR BEYNİN VİDEO KLİPLERİ GİBİDİR

Rüyalar, bu bilgilerin yeniden işlenmesi, pekiştirilmesi sırasında oluşan “video klipleri” gibidir. Yeni bilgiler edindikten sonra iyi bir uyku uyuyanların, az ve kötü uyuyanlara göre daha çok şey hatırladıkları uzun zamandır bilinen bir şeydir. Son zamanlarda bilim insanları, uykunun, özellikle REM uykusunun sadece öğrenmeyi pekiştirdiğini değil, ayrıca uykuda problemlerin çözümü için çalışmaya devam ettiklerini de göstermiştir. Özellikle hayvan deneylerinde uykunun bellek pekiştirme konusundaki önemi uzun süredir bilimektedir. Son günlerde yayınlanan araştırma sonuçları, bu konunun insanlar için de ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.

BEYİN UYKUDA PROBLEM ÇÖZMEK İÇİN ÇABA HARCIYOR

ABD’nin Boston şehrindeki bir araştırma merkezinde bir saat süreyle karmaşık bilmeceleri çözmeleri istenen 99 denek iki gruba ayrılmış. İlk gruptakiler testten sonra 90 dakika uyumuşlar, diğer bir gurup dinlenmiş ama uyumamış. Bu süre içinde deneklere belli aralarla ne düşündükleri veya ne rüya gördükleri sorulmuş. Sonra deneklerden aynı bilmeceyi çözmeye devam etmeleri istenmiş. Uyumayanların başarıları değişmemiş veya azalmış. Uyuyanların ama rüya görmeyenlerin de başarı düzeyi aynı kalmış veya çok az artmış. Bilmecelerle ilgili rüya gören 4 denekte ise problem çözme süresi yarıya inmiş ve başarı puanları on kat artmış. Daha da şaşırtıcı olan, bu dört deneğin şekerleme uykusundan önceki puanlarının oldukca düşük olması. Bu bulgu, araştırmacılar tarafından beynin REM (rüya) uykusu sırasında sadece yeni gelen bilgileri sınıflandırıp depolamadığını, bunun ötesinde problemleri çözmek için çaba harcamaya devam ettiği şeklinde yorumlanıyor.”

BEYİN SAĞLIĞI İÇİN KALİTELİ UYKU

“Öyle anlaşılıyor ki, beynimiz hem problem çözmek hem de bilgilerimizi akılcı ve mantıklı biçimde ilintilendirebilmemiz için, kaliteli ve yeterli uyumaya muhtaç” diyen Dr. Sabri Derman, “Az ve kalitesiz uyuyanların daha sonra fiziksel ve psikolojik olarak sıkıntılar çekmeleri herhalde beynin kendisini gerekli olduğu kadar toparlayamamasından kaynaklanıyor. Hele uykusuzluk uzun sürer ve alışkanlık haline gelirse tüm yaşam kalitemizi olumsuz etkileyebilir” diye konuşuyor.

Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

Prof. Mehmet Öz limon kabuklarının cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturduğunu, cildi güzelleştirip, sinirleri yatıştırdığını açıkladı. İşte Prof. Öz’den limon kabuğu mucizesi…

TÜMÖR GELİŞİMİNİ ENGELLİYOR

Limonun tadı güzeldir, serinletici etkisi vardır, C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya yiyebilirsiniz. Kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan dlimonene aadlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşkendir.

D-LİMONENE ETKİSİ

11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için basit bir yöntem var: Ya gölgede tüketmeye çalışın ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içindeki C vitamini 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur.

RİSKİ DÜŞÜREBİLİRSİNİZ

Sadece Amerika’da yılda 200.000 den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. D-Limonene sayesinde bu riski çok düşürmek elinizde.

YEMEKLERE KATIN

Limon kabuklarına geri dönüyoruz. Kabukları çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif. Rendelediğiniz kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de katabilirsiniz.

KALBİ RAHATLATIYOR

Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

KARACİĞERE YARARLI

Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır. Yenilebilir cilt bakımına limon kabukları ile başlayın

Magazin, Sağlık, Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

Gıda Mühendisleri Odası Genel Başkanı Petek Ataman, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun Tasarısının yasalaşması durumunda tüketilecek gıdaların yüzde 80′inin mühendis eli değmeden üretilmiş olacağını ileri sürdü.

Ataman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Meclis Genel Kurulunda görüşülmek üzere sıra bekleyen Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun Tasarısının gıda güvenliği ve halk sağlığı konusunda önemli sorunlar içerdiğini, işletmelerin yüzde 80′ini istihdam kapsamı dışında bıraktığını iddia etti.

Türkiye’de kayıtlı yaklaşık 40 bin civarında gıda işletmesi bulunduğunu, üreten, dağıtan ve satan tüm noktalarla birlikte bu sayının 500 binin üzerine çıktığını vurgulayan Ataman, Tarım ve Köyişleri Bakanlığında gıda denetçisi konumundaki 5 bin çalışanla bu iş yerlerinin denetlenmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Bu açığın son yıllarda sorumlu yönetici olarak çalışan 20 bin gıda, kimya ve ziraat mühendisi ile ilgili diğer meslek gruplarıyla kapatılmaya çalışıldığını dile getiren Ataman, şöyle devam etti:

”Bakanlığın denetim gücünün yetersiz olduğu mevcut ortamda, bu işletmelerde çalışan gıda, ziraat ve kimya mühendisleri, karşılarına çıkarılan her türlü zorluğa karşın, halkın gıda güvenliğinin sağlanması için teknik hizmetlerini ortaya koymuşlar, yaşanan sorunların giderilmesi için etkin çaba göstermişlerdir. Böylesine bir noktada mevcut tasarı yasalaşırsa sorumlu yöneticilik uygulaması kaldırılacak. Gıda ve Yem Kanun tasarısının yasalaşması durumunda tüketilecek gıdaların yüzde 80′i mühendis eli değmeden üretilmiş olacak. Ne tükettiğimizi bilmeden kaşar yerine margarin, baharat yerine kiremit tozu yiyebiliriz

Haberler, Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra

Evli ve 4 çocuk babası emekli Talip Sıvacı yaklaşık bir ay önce kahvede otururken, bulunduğu yere sigara yasağını denetleyen ekipler geldi.

Yanında oturan ve sigara içen arkadaşına 70 TL ceza uygulayan ekipler, aynı gerekçesiyle Sıvacı’ya da 70 TL kesti.

Ancak sigara içmediğini anlatamayan Sıvacı, bunun üzerine cezanın kaldırılması içen mahkemeye başvurdu. Davaya bakan Amasya Sulh Ceza Mahkemesi, ”25 yıldır sigara içmediğini” beyan ve ispat eden Sıvacı’yı haklı bularak cezayı kaldırdı.

Sıvacı duruşma çıkışı, sigara kullanmayı 25 yıl önce bıraktığını ve daha sonra hiç sigara içmediğini söyledi.

Buna rağmen kendisine ceza yazılmasına bir anlam veremediğini belirten Sıvacı, ”Uzun zaman sigara içtim, ancak 25 yıl önce tamamen bıraktım. Olayın olduğu gün kahvede otururken sigara denetimi yapan ekipler yanımda sigara içen bir kişi ile bana da ceza yazdı. İtiraz etmeme rağmen işlem yaptılar. Ben de mahkemeye başvurarak hakkımı aradım. Mahkeme beni haklı buldu ve cezayı kaldırdı” dedi.

Haberler, Yaşam Yorum Yok Yazan: editor_esra
Pages: Prev 1 2 3 4 5 Next



Telif Haklari © 2010 Ruyacafe.net Sohbet , Chat , Video , Oyun , Rüya tabirleri , Sesli siir  |  Sohbet  |  Chat ve Sohbet sitesi'ne Aittir..