Sevgili Www.RuyaCafe.Net Ailesi içinizde biriken söylemek istedikleriniz ve söyleyemediklerinizi bize yazın bizde yayınlayalım ve bir nebzede olsa belki içiniz rahatlar ve içinizdeki mutlulugu paylaşmak için sevgi dilekleri sevgiliye mesaj daha dogrusu sevdiğiniz haykırmak burdan yayınlamak isteyen ler yorum yap kısmından bize ulaşa bilirler hoş vakt gecirme dileğiyle..
Lifenews.ru’nun haberine göre, onu bu korkunç olaya iten sebep karısından boşandıktan sonra yaşadığı depresyon oldu. Polisin verdiği bilgiye göre, 2 haziran gecesi Albert Repin kendi odasına kapandı ve orada bir şeyler yapmaya başladı. Sabah tedirgin olan ailesi kapıyı kırarak odaya girdiklerinde, oğullarının ölü bedenini garip giyotine benzer bir düzeneğin içinde buldu.
Düzenek 2 tahta direk ve bir sunta parcasının üzerine uygulanmış demir saçtan yapılmıştı. Tahminlere göre Albert bu el yapımı ’saç’ baltayı tavandan astı ve ağırlık olarak da halatlara baglı dört adet 5 litrelik su bidonuyla sabitledi. Sonra kafasını yapmış olduğu giyotinin üzerine yerleştirdi ve baltayı yukarıda tutan halatları makasla kesti. Giyotinin bıçağını daha önceden keskinleştirmeyen Repin’in kafasına hızla düşen balta, başını kısmen vücudundan ayırdı. Polis, Repin’in muhtemelen ailesine farkettirmemek için saçı keskinleştirmediğini tahmin ediyor. Albert sürekli ev için bir şeyler ürettiğini söyleyen anne, “Bir kaç gün önce de demir ve ahşap paraçaları satın alarak, dolap yapacağını söyledi. Bizde üzerinde falaz durmadık. Oğlumun böyle bir şey yapacağını hiç tahmin etmedik” açıklamasında bulundu. Ayrıca 2 sene önce karısından boşanan ve depresyon geçiren Albert defalarca psikolog yardımı almıştı. Ailesi aslında tam iyileştiğini düşünmüştü ki,bu olay gerçekleşti.
Kendisine işyerinde giydiği kıyafetlerin “dikkat dağıtıcı” olduğu söylendiğini iddia eden Debrahlee, Citibank’a dava açtı.
Debrahlee’nin mahkemeye sunduğu iddialara göre, patronları ona ‘Vücudunun şeklinden dolayı, giydiği kıyafetlerin erkek iş arkadaşlarının ve yöneticilerinin dikkatini dağıttığını” söylediler.
Porto Riko’lu bankacı, ayrıca kendisine giymesinin uygun görülmediği bir kıyafet listesi verildiğini de belirtiyor.
Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmen atamaları dolayısıyla MEB Başöğretmen Salonu’nda düzenlenen törendeki konuşmasında, kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerle başarılı bir şekilde yürüttükleri eğitim öğretim faaliyetlerine, bu atamaların taze bir kan getireceğini ümit ettiğini söyledi.
Öğretmenliğin, heyecan duymadan yapılacak, sevgi ve inanç olmadan icra edilecek bir meslek olmadığını vurgulayan Çubukçu, ”İşte öğretmenlerimiz yeni nesilleri yetiştirecek ve bu nesilleri yetiştirirken gösterecekleri çabayla öğretmenlik mesleğini en onurlu ve en saygın meslek haline getireceklerdir” diye konuştu.
Yeni eğitim-öğretim yılında öğrencileriyle buluşacak genç öğretmenlerin, bu mesleğin saygınlığı ve onuruyla hareket edeceklerine ve özveriyle çalışacaklarına yürekten inandığını dile getiren Çubukçu, genç öğretmen kitlesine sahip olmalarını büyük bir zenginlik olarak gördüğünü belirtti.
Türkiye’nin üyesi olduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının yaptığı bir çalışmaya göre, Türkiye’de öğretmenlerin yüzde 73′ünün 40 yaşının altında olduğunu ifade eden Çubukçu, nüfus yaşı ortalaması itibarıyla genç bir nüfusa sahip Türkiye’de, öğretmenlerin de genç olmasının bu mesleğin heyecanı açısından da önemine işaret etti.
Bakan Çubukçu, şöyle devam etti:
”Müfredatların yenilenmesinden bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına kadar çok geniş bir yelpazede eğitimin tüm bileşenlerinde yaşanan bu değişim sürecine hiç kuşku yok ki genç öğretmenlerimiz çok daha güçlü bir şekilde adapte olacaklar ve uyum sağlayacaklardır.
Öğretmenlerimizin yenilikçi olmalarını, bilgi toplumunun yarattığı hızlı değişim karşısında bilgilerini sürekli güncelemelerini, iyi bir rol model olmalarını bekliyoruz.”
-Ağustos Ayında Bir Defada Atama-
Bugüne kadar öğretmen atamalarının, yarı yıl ve yaz tatili dönemleri olmak üzere yılda iki kez yapıldığını hatırlatan Çubukçu, eğitim öğretim hizmetlerinde aksama yaşanmaması için bundan sonra yaz tatili döneminde her yıl Ağustos ayında bir defada atama yapmayı planladıklarını söyledi.
Bugün yapılan atamanın ise bir defaya mahsus olduğunu vurgulayan Çubukçu, bu atamanın, öğretmen istihdamına yönelik yeni planlamada, geçiş döneminde, öğretmenlerin mağduriyeti göz önüne alınarak yapıldığını bildirdi.
Çubukçu, ”Öğretmenlerimizin Şubat ayı atamalarına yönelik yaşanması muhtemel mağduriyetleri, KPSS sınav sonuçlarına ilişkin değerlendirmenin, iki yıllık sürecin Temmuz ayında sona erecek olması nedeniyle bu yıl ilk defa ve son defa 10 bin atamayı Haziran ayında yapıyoruz. Bundan sonra bütün atamalarımız Ağustos ayında. Eylül ayında eğitim öğretim başladığında öğretmenlerimiz okulda olacaklar” diye konuştu.
Bu atama döneminde kadroya geçecek sözleşmeli öğretmenlerin pozisyonları, önce sağlık ve eş durumu özrü olan sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirmeleri için kullanılacağını belirten Çubukçu, öğretmenlerin özre bağlı yer değiştirme talepleri karşılandıktan sonra boşalacak pozisyonlar için de 9 Temmuzda sözleşmeli öğretmen atanacağını kaydetti.
Öğretmen atamalarının her zaman olduğu gibi kamuoyunun huzurunda açık, şeffaf ve net bir şekilde yapılacağını vurgulayan Çubukçu, atama sonuçlarının Personel Genel Müdürlüğünün internet sayfasında en kısa sürede yayımlanarak, öğretmen adaylarının bilgilendirileceğini söyledi.
Çubukçu, ”Atama yapılacak kadroların, yeniden yapılandırılmış zorunlu hizmet bölgeleri kapsamındaki eğitim kurumlarına öncelik vermek suretiyle dağıtıldığını belirtmek isterim” dedi.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli öğretmenlerin, KPSS puanları yeterli olduğu takdirde kadrolu öğretmenliğe geçiş hakları bulunduğuna işaret eden Çubukçu, bununla birlikte sözleşmeli öğretmenlerin bir sistem dahilinde kadroya geçirilmelerine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi.
Ataması yapılan öğretmenlerin, Ağustos ayında alınacak öğretmen adaylarıyla birlikte göreve başlayacaklarını ifade eden Çubukçu, göreve başlayacak öğretmenlere başarılar diledi, öğrencilere bilgiden çok bilgiye ulaşma yollarını öğretmelerini istedi.
Konuşmaların ardından Çubukçu, salonda bulunan öğretmen adaylarından ve diğer katılımcılardan birer numara söylemelerini isteyerek oluşturulan 9 haneli başlangıç numarasıyla atamaları başlattı. Bilgisayar kurası sonucunda 10 bin kadroya koşulları uygun olan 9 bin 599 öğretmen, tercihlerine göre atandı. Atamalar sırasında, ekrandan atandıkları yerleri gören adaylar, birbirlerine sarılarak sevinçlerini paylaştı.
Öte yandan, kendilerini ”İşsiz ve Güvencesiz Eğitimciler Platformu” olarak adlandıran bir grup, Bakanlık önünde atamaları protesto etti.
Amerikalı uzmanlar, doğumdan hemen sonra anne ile bebeği birbirine bağlayan göbek kordonunun birkaç dakika daha geç penslenmesinin önemli yararlar sağlayacağını belirterek, halen yaygın olarak kullanılan zamanlamanın değiştirilmesi çağrısını yaptılar.
Güney Florida Üniversitesi’nden araştırmacılara göre kordonun penslenmesinin geciktirilmes hem bebeğe daha fazla kan aktarılmasını sağlıyor, hem de anemiyi (kırmızı kan hücrelerinin azlığı) önlüyor. Araştırmacılar ayrıca göbek kordonu kanında çok sayıda kök hücrenin de varlığına işaret ederek, geciktirilmiş penslemenin son derece yararlı bu hücrelerin azami sayıda bebeğe transferini sağlayacağına dikkat çekiyorlar.
Doğum sırasında plasenta ve göbek kordonu büzüşmeye başlayarak yeni doğan bebeğe kan pompalıyor. Kan basıncı dengelendiğinde kordondaki atımlar duruyor ve bebeğe kan aktarımı sona eriyor.
Ancak, batı tıbbında yaygın uygulama, doğumdan sonra 30-60 saniye arasında, transfer henüz tamamlanmadan kordonu penslemek. Florida araştırmacılarına göre bunun nedeni, gecikmenin zararlı etkiler doğuracağı yolundaki yanlış inanış. Son zamanlarda yaygınlaşan göbek kordonu saklama uygulamasının da erken penslemeyi teşvik ettiği, uzmanlarca belirtiliyor.
Göbek kordonundaki kök hücrelerin bebeğe geçmesinin önemini vurgulayan araştırmacılar, hala bazı yerlerde devam eden kadınların çömelerek doğum yapması sırasında yerçekiminin kök hücre transferine yardımcı olduğunu, modern tıptaysa bu hücrelerin en çok sayıda transferinin yolunun geç pensleme olacağını belirtiyorlar.
Göbek kordonundan elde edilen kök hücrelerin önemi, bunların pek çok başka hücreye dönüşebilme yeteneğine sahip olmaları.
Ayrıca penslemeyi geciktirmenin, kan pıhtılaştırıcı maddelerin tüm setinin bebeğe aktarılmasını sağlayacağının da altı çiziliyor.
Uzmanlar, özellikle erken doğumlarda kordon penslemenin 30 saniye geciktirilmesinin bile organ bozukluklarını önlediği, kalp karıncığı içindeki kanama olasılığını ve kan nakli gereksinimini azalttığı, özellikle düşük kilolu bebeklerde ortaya çıkabilen sepsis (kan dolaşım sistemi enfeksiyonu – kan zehirlenmesi) tehlikesini azalttığını vurguluyorlar.
İngiliz King’s College Psikiyatri Enstitüsü’nün araştırmasına göre; yeterince su içmemek, beyindeki gri maddenin azalmasına neden oluyor. Gri maddenin azalması, sadece beyin ebatlarını değil, beynin çalışmasını da etkiliyor.
ÖSYM’den yapılan yazılı açıklamada, 2010 Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS), 2010 KPSS-Lisans ve 2010 DGS’ye girecek olan adayların bilgisayar sistemlerindeki tıkanıklık sebebiyle sınav ücreti yatırma ve başvuru işlemlerinde bazı zorluklarla karşılaştığı belirtildi. Bu nedenle, 2010 KPSS-Lisans ve 2010 DGS sınavları başvuruları ve banka işlemlerinin bugün saat 13.30′dan itibaren durdurulduğu ve bu işlemlerin yarın saat 10.00′da yeniden başlatılacağı ifade edildi. KPSS-Lisans ve DGS başvuru ve banka işlemleri süresinin 25 Mayıs Salı günü saat 17.00′ye kadar uzatıldığı bildirildi.
2010 LYS için banka işlemleri ve başvuru süresi de daha önceden ilan edildiği gibi bugün saat 17.00′de sona erecek. Ancak bankaya sınav ücretini yatıran adaylar, başvuru işlemini internet üzerinden, ”http: //ais.osym.gov.tr” adresinden bugün saat 23.59′a kadar yapabilecek.
KPSS-Lisans ve DGS adaylarının, ÖSYM başvuru merkezlerini ve internet başvuru sistemini, yarın saat 10.00′a kadar kullanmamaları ve ilgili bankalara ücret yatırmak için gitmemeleri istendi.
İngiliz DailyMail gazetesinin haberine göre, telefon numarasının ilk sahibi Bulgar cep telefonu şirketi Mobitel’in eski CEO’su Vladimir Grashnov, 2001 yılında henüz 48 yaşında kanserden öldü.
Numara daha sonra Bulgar mafya babası Konstantin Dimitrov’a geçti. Dimitrov 500 milyon sterlinlik uyuşturucu imparatorluğunu teftiş etmek için 2003’te Hollanda’ya yaptığı ziyarette bir suikastçı tarafından öldürüldü. O sırada telefonu da yanındaydı.
Ardından, yolsuzluğa bulaşmış işadamı Konstantin Dishliev numarayı kullanmaya başladı. Başkent Sofya’da 2005’te vurulan Dishliev’in gizli bir kokain kaçakçılığı işinde olduğu söylendi. O günden beri kullanılmayan numara polisin bu kaçakçılık dosyasını bir kez daha açmasıyla yeniden gündeme geldi.
Olaylar arasındaki bağlantının telefon numarasıyla ilgili olduğuna inanan telefon şirketi yöneticileri numarayı sonsuza kadar askıya aldıklarını duyurdu. Mobitel sözcüsü, “Yorum yapmıyoruz, şahsi numaralar hakkında konuşamayız” dedi.