Bu gün hala Dünya’da Türkler var ise ve Bu gün Türkiye Cumhuruiyeti var ise bu Osmanlı Devleti sayesindedir. Osmanlı Devleti yaklaşık 600 Yıllık tarihi ile Yaptıkları ve yapacakları ile Hala bir Çok Devletin önündedir. Medeniyeti , Kültürü , Teknolojisi , Edebiyatı , Modernleşmesi , Devlet ve Askeri Yönetimi ve En önemliside Savaşcı özelliği hala akıllarda ve gönüldedir. İsterseniz Böylesine önemli bir devletin Nasıl kurulduğunu , Yükselişini , Düşüş ve Parçalanmasını anlatmaya başlayalım.
Osmanlı Devleti Kuruluşu : (1299 – 1923 , 1924)
Osmanlı Devleti önceden Andoluda yaşayan Küçük beyliklerden biriydi.Ertuğrul Gazi’nin Ölümünden sonra En küçük Oğlu olan Osman Bey Yerine geçmiştir. Osman Bey Dönemin en değişik farklı insanı olduğunu daha başa geçer geçmez ispatlamıştı. Özellikle Adalete düşkünlüğü ile bilinen Osman Bey Ertuğrul Gazi’den aldığı Aşiret reisliğini( Kayi Boyu) Yaptığı uygulamalar ile geliştirmiştir. Günde üç öğün yemeği Fakirlere dağıtması evsiz ve barksızlara sahip çıkması Gittiği her yerde Adalet sağlamaya çalışması ile hem halkı hemde çevre de ki Beyliklerin takdirini kazanmıştır.
Osman Bey Osmanlı Beyliğinde yaptığı en önemli değişikliklerden biride Bağımsız Merkeziyetçi ve Herkesi benimseyen bir Devlet modeli oluşturmasıydı.
Osman Bey’in uçlarla yaptığı gaza(Antlaşmalar) ile Uç Beyliklerini kendi bünyesine katıyor bu sayede hem Nufus hemde Yüz ölçümü olarak büyüyordu. İşin en güzel yanıda savaş yapmadan Büyümenin gerçekleşmesi idi. Osman Bey’in Adını duyuran en önemli Fetih ise KaracaHisar Fethidir. Bu Fetihde sonra Bağlı oldukları Anadolu Selçuklu Hükümdarının kndisine Gönderdiği hakimiyeyi bağımsızlığı temsil eden sembollerle sancak Beyi durumuna gelmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğolların eGemenliği altına girmesi ve hızla parçalanması sonucunda Osman Bey Bağımsızlığını ilan eder ve OSMANLI DEVLETİNİ KURAR (1299)
Osmanlı Devleti ‘de Fetret Devri:
Fetret Devri OsmanLı Devleti’nin kara tarihinden biridir. Fetret Devrine sebep olan olaylardan biriside. Yıldırım Beyazid’ın Ankara Savaşında TIMUR’a yenilmesiydi. Bu yenilgiden sonra Başta Osmanlı Devleti ve Anadolu büyük bir sarsıntı geçirmiştir.
Yıldırım Beyazid Han’ın Ölümünden sonra Kardeşlerin yani Şehzadelerin arasında başlayan taht Kavgaları Fetret (Durgunluk) Devrini ortaya çıkarmıştır.
11 yıl süren Fetret Devri sonucunda fetihler durmuş , Kazanılan topraklar kaybedilmiş ve Bir parçalanma dönemine geçiş yapılmıştır. Tarihçilerin ” OSmanlı Saltanasına ara verilmesi” olarak Nitelendiren devrin sık duyulan iki ismi vardır. Mehmet Çelebi ( 1. Mehmet , Mehmed) ve Musa Çelebi.
Dış güçlerin etkisiyle uzun süren taht kavgası nihayetinde Mehmet Çelebi ‘nin üstünlüğü ile sonuçlanmıştır. Mehmet Çelebi 1. Mehmet ismiyle Osmanlı Devleti Padişahı olmuş ve Fetret devri sona ermiştir.
Mehmet Çelebi Anadoluda Karamanoğulları , Denizlerde Venediklier ile çok mücadele etmiştir. üLKE içince başlayan bir takım isyanlar ile de ( Mustafa Çelebi isyanı vb.) eden 1.mehmed tüm zorlukların üstetinden gelmiş ve yeniden Osmanlı Devleti’ni toparlmıştır.
Osmanlı Devleti Yükseliş Devri
Mehmet Çelebi’nin Ölümünden sonra tahta 2. Murat çıkmıştır. Henüz 18 yaşında olan Genç Padişah’ın döneminde Osmanlıyı yok etme planları erken başlamıştır. Ancak Genç yaşına rağmen aklı başında işler yapan 2. Murat parçalamayı düşünenlerin heveslerini kursağında bırakmış ve Yükseltme Devrini başlatan İlk Pahişah olmuştur.
2. Murat Döneminin en önemli olayları Varna Svaşı , Karaman ve İstanbul kuşatması , Selanik ‘in Fethi ‘dir. Bunun dışında 2. Murad Osmanlı Tarihinde tahta 2 kez çıkan ilk Pahişahtır.
2. Murat Han’ dan sonra yerini 2. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet Alır. Fatih Sultan Mehmet Dönemi nin detaylarını Burdan takip edebilirsiniz.
Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul’un alınması Tarihçilere Göre Esas yükselme dönemidir.
Fatih Sultan Mehmet’ten sonra tahta çıkan 2. Beyazid Sultan , Yavuz Sultan Selim , Kanuni Sultan Süleyman , Ve 2. Selim Osmanlı Devleti nin hayal edilemeyecek kadar kuvevetlendirmişlerdir.
Özellikle Kanuni Sultan Süleyman Döneminde OsmanLı Devleti en Büyük Nufus ve Topraklara sahip olmuştur. Afrkadan , Avrupaya , Orta Doğudan Balkanlara , Kafkaslardan Arabistan Yarım adasına kadar olan bölgeyi ele geçiren OsmanLılar Dönemin Süper gücü Devleti haline Gelmiştir.
Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden, DTP’nin kapatılmasına ilişkin "çok fazla neden" bulunduğunu öne sürerek, "Bir parti Anayasa’nın 68. maddesine göre demokratik siyasi yaşanım vazgeçilmez unsurudur. Partiler, Anayasal çerçevede çalışır. Ama siz yasaları, Anayasayı tanımazsanız nasıl ben sizi zapturapt altına alacağım? Okulları kapatıyorsunuz. Suçlu birini hapse atıyorsunuz da partinin ne özelliği var da kapatılmıyor?" dedi.
Özden, ANKA’nın DTP’nin kapatılması istemiyle açılan ve yarın Anayasa Mahkemesi tarafından görüşülecek olan davaya ilişkin, sorularını yanıtladı.
Mahkemelerin kararlarının ne olacağını önceden kestirmenin güç olacağını ifade eden Özden, "DTP’nin kapatılmasını gerektiren nedenlerin, ortada, çok, açık ve fazlasıyla olduğu görüşündeyim" dedi. DTP’nin Hazine’den yardım almadığından dolayı para cezası da alamayacağını kaydeden Özden, DTP’nin "kapatılması durumunda, toplumun da büyük kesimince benimseneceği" kanısında olduğunu vurguladı. Özden şöyle konuştu: "Daha öncede partiler kapatıldı. Ne oldu? Bunları yapanları kapatmazsanız bundan sonrakileri ne yapacaksınız? Eğer parti kapatılmazsa bunlar daha da azgınlaşacak. Hiç şüpheniz olmasın. Kapatılırsa da ayaklanmalar başlayacak. Sadece bunlar yapacak bu ayaklanmayı. Şimdi bunlar zaten yapıyorlar. Göz dağı olsun diye yapıyorlar. Gövde gösterisi yapıyorlar. Hem de PKK şimdi zayıfladığı için hala ayaktayız demeye çalışıyorlar. Bir parti Anayasa’nın 68. maddesine göre demokratik siyasi yaşanım vazgeçilmez unsurdur. Partiler, Anayasal çerçevede çalışır. Ama siz yasaları, Anayasayı tanımazsanız nasıl ben sizi zapturapt altına alacağım. Okulları kapatıyorsunuz. Suçlu birini hapse atıyorsunuz da partinin ne özelliği var da kapatılmıyor?"
-"ERDOĞAN’IN SÖYLEMLERİ DEVLET ADAMINA YAKIŞMAZ"-
Özden, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD’ye giderken yaptığı açıklamada söylediği "Parti kapatılmasına karşıyız" sözlerini, yargıda olan bir konu hakkında bir devlet adamının telaffuz etmemesi gereken sözler olarak yorumladı. ve şunları ifade etti: "Dünyanın her yerinde var örnekleri. En son İspanya’da olduğu gibi. O zaman bu bakımdan bir sorun yaratıyorsa partilerin kapatılmasıyla ilgili maddeyi Anayasa’dan kaldırsınlar. Ama sonra da DTP’nin yaymaya çalıştığı ayaklanma hareketleri gibi olaylarla karşı karşıya geldiklerinde ne yapacaklar onu düşünsünler."
-DAVA SÜRECİ-
Özden, Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde olan bir konuyu nasıl karara bağladığını da şöyle anlattı: "Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın uygun bulduğu raportöre verdiği dosyanın, raportörün incelemesinin ardından, toplantı Başkan aracılığı ile üyelere dağıtılan rapor ile açılır. Yazılı raporun üyelere dağıtılması yetmeyebilir. Eğer üyeler tarafından talep olursa, toplantı açılınca Başkan heyete döner ve söz konusu raporu okur. Bir de o rapor bir kaç günde de okunabilir. Eğer üyeler okunmasını istemez ise ’biz okuduk’ derse tartışmaya geçilir. Okuma bitince Başkan üyelere görüşlerini sorar. Ve listeye not alır. Tüzük gereğince her üyenin 3 kez konuşma hakkı vardır. Üçüncü kez konuşmayı yeterli bulmayan veya başka bir üyenin konuşmasına yanıt vermek isteyen olursa, heyetin oluruyla üyeye bir kez daha söz verilir. En son söz genellikle Başkanın olur. Sonra, Başkan konuşmalar bitince ’başka konuşmak isteyen var mı?’ diye sorar. Ardından oylamaya geçilir. Oylama, en kıdemsiz üyeden başlayıp en son oyu da Başkanın kullanası ile sona erer. Karar yazılır. Kısa karar yazılır. Sonra Başkan dosyayı alıp uygun bulduğu üyelerden birisine dosyayı yazmak üzere, ona verir. Şimdi iç tüzüğü değiştirdiler. Başkanlar karar yazamaz. Artık raportörlere karar yazdırıyorlar. Birde usul bulmuşlar, bir üyenin gözetiminde olacak bu. Karar yazılınca üyelere dağıtılır. Bir toplantı yapılır. Gerekçeli karar tartışılır."

Bugün yine anneler ağladı. Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Sazak köyü yakınlarda teröristlerce pusuya düşürülen askerlerden şehit olan 7 askerin annesi, molotoflu saldırı sonucu 28 gün hastanede yaşam savaş veren ve önceki gün hayatını kaybeden Serap Eser’in annesi ve Diyarbakır’da izinsiz gösteriler sırasında ağır yaralanan ve kuratarılamayan Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matemetik Bölümü öğrencisi Aydın Erdem’in annesi bugün ağladı. Bugün 9 annenin evlatları toprakla buluştu.
Tokat Reşadiye terörist saldırı: Uzman çavuş Harun Arslanbey (Adana)
Er Onur Bozdemir (Adıyaman),
Er Kemal Pide (Ordu),
Er Ferit Demir (Muş),
Er Yakup Mutlu (Muş),
Er Cengiz Sarıbaş (Giresun) ve
Er Fatih Yonca’nın (Hatay) şehit olduğu öğrenildi.

Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki terörist saldırı sonucu şehit olan 7 askerden Ordulu Jandarma Er Kemal Bide’nin (21) cenazesi, Ordu’nun Akkuş ilçesinde törenle toprağa verildi.
Şehit Er Bide’nin cenazesi, Tokat’tan karayolu ile Çayıralan beldesine getirildi. Çayıralan Merkez Cami önünde düzenlenen törende konuşan Ordu Jandarma Komutanı Jandarma Albay Celal Çürek, Bide’nin vatan uğruna canını verdiğini söyledi.
”Bu topraklar uğruna şehit olacak Mehmetçikler olduğu sürece bu bayrak ebediyen bu topraklar üzerinde dalgalanacak” diyen Albay Çürek, ülkeyi bölmek isteyenlerin asla emellerine ulaşamayacaklarını ifade etti.
Albay Çürek, şehit ailesine baş sağlığı dileyerek, ”En değerli varlığınızı kaybetmenin derin üzüntüsünü sizlerle paylaşıyorum. Kemal Bide bundan önce sadece sizin evladınızdı, şimdi tüm Türk Ulusunun evladıdır” dedi.
Törende Şehit Jandama Erin babası Cemal Bide’nin son derece üzgün olduğu gözlenirken, annesi Dilber Bide ile 2 kız kardeşi tabuta sarılarak ağladı. Törene katılanlar, zaman zaman terör örgütü aleyhine slogan attı.
Daha sonra kılınan namazın ardından Şehit Er Bide’nin cenazesi, Belalan Mahallesi Mezarlığındaki aile kabristanlığına defnedildi.
Törene, şehit erin ailesi, yakınları, Ordu Valisi Orhan Düzgün, AK Parti Ordu milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Mustafa Hamarat, CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner, Samsun Garnizon Komutanı Tümgeneral Ömer Bayraklı ve Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Erhan Güder ile çeşitli kuruluşların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
JANDARMA ER MUTLU, MUŞ’UN BULANIK İLÇESİNE BAĞLI ÖRENKENT KÖYÜNDE TOPRAĞA VERİLDİ
Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki terörist saldırısında şehit olan askerlerden Jandarma Er Yakup Mutlu, Muş’un Bulanık ilçesine bağlı Örenkent köyünde toprağa verildi.
Askeri uçakla Tokat’tan Muş Havaalanı’na getirilen şehit er Mutlu’nun cenazesi, ambulansla ailesinin yaşadığı Örenkent köyüne götürüldü.
Örenkent Köyü Mezarlığı’nda düzenlenen törene, şehit Mutlu’nun babası Kazım Mutlu, nişanlısı Semra Yalçın, ağabeyi Seyfettin Mutlu ile Muş Valisi Erdoğan Bektaş, 34. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Burhanettin Aktı, İl Emniyet Müdürü Süleyman Acaröz ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Törende Kürtçe konuşan şehit babası Kazım Mutlu, oğlunu şehit verdiğini belirterek, slogan atılmamasını istedi.
Mutlu, ”Biz burada askeri, polisi suçlamıyoruz. Onların suçu yok. Vatan sağ olsun. Metanetli olmamız lazım” diye konuştu.
”Kanın durmasını istiyoruz” diyen Mutlu, ”Ateş düştüğü yeri yaktı. 7 askerimiz şehit oldu. Üzüntülüyüz. Başka ana babalar ağlamasın. Bahçeli ve Deniz Baykal bu acıyı yaşamıyor. Çünkü askere giden çocukları yok. Bizim çocuklarımız şehit oluyor. Biz barış istiyoruz” şeklinde konuştu.
Ayakta durmakta güçlük çeken ve Kürtçe ağıt yakan şehit Mutlu’nun nişanlısı Semra Yalçın’ı yakınları teskin etmeye çalıştı.
Şehit er Yakup Mutlu’nun cenazesi daha sonra kar yağışı altında kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
-”ASKERLİK DÖNÜŞÜ DÜĞÜN YAPACAKTI”-
Ağabeyi Seyfettin Mutlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, askerliğinin bitmesine 84 gün kala şehit olan kardeşi Yakup Mutlu’nun askerlik dönüşü düğün yapmayı planladığını söyledi.
Kardeşi Yakup Mutlu ile 3 gün önce telefonda görüştüğünü anlatan Seyfettin Mutlu, ”3 gün önce beni aradı. ‘Benim 84 günüm kaldı. Hemen düğünü yapacağız. Siz hazırlıklara başlayın’ demişti. Ama kısmet olmadı. Allah onun hakkını yerde bırakmasın” dedi.
ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ ARSLANBAY’IN CENAZESİ ADANA ASKER HASTANESİ MORGUNA KALDIRILDI
Tokat’ın Reşadiye ilçesinde teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Uzman Çavuş Harun Arslanbay’ın cenazesi, Adana Asker Hastanesi morguna kaldırıldı.
Alınan bilgiye göre, Reşadiye ilçesi Sazak köyü yakınlarında devriye görevi yapan askerlere yönelik saldırıda şehit olan Uzman Çavuş Harun Arslanbay’ın cenazesi, Tokat’ta düzenlenen törenin ardından askeri uçakla memleketi Adana’ya getirildi.
Cenaze, Adana Havalimanı’nda ailesi ve yakınlarıyla Adana Vali Yardımcısı Turgut Serimer, AK Parti Adana Milletvekili Vahit Kirişçi, askeri yetkililer ve diğer ilgililer tarafından karşılandı.
Seyhan Belediyesine ait cenaze arabasına konulan Arslanbay’ın cenazesi, konvoy eşliğinde götürüldüğü Adana Asker Hastanesi morguna kaldırıldı.
Bu arada, hastaneye gelen ağabeyleri Rüstem ile Ramiz Arslanbay, cenazeyi görmek istediklerini belirttiler. Hastane nizamiyesinde bir süre bekletilen Rüstem ile Ramiz Arslanbay, subaylarla yapılan görüşmelerin ardından cenazenin bulunduğu yere götürüldüler. Rüstem ile Ramiz Arslanbay, daha sonra hastaneden ayrıldı.
Bu arada, şehit Uzman Çavuş Harun Arslanbay’ın cenazesinin yarın Adana Asker Hastanesinden alındıktan sonra Yumurtalık ilçesinde düzenlenecek törenin ardından Sugözü köyündeki mezarlığa defnedileceği bildirildi.
CENAZESİ MEMLEKETİ İSKENDERUN’A GETİRİLEN ER FATİH YONCA’NIN BABASI: ”BİR EVLADIM DAHA VAR. GEREKİRSE O DA GİDER BU VATAN İÇİN ŞEHİT OLUR. BARIŞ İSTEDİLER, BARIŞ BU MU? BUNLARIN YAPTIKLARI KALLEŞLİKTİR”
Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki terörist saldırı sonucu şehit olan askerlerden Jandarma Er Fatih Yonca’nın cenazesi, toprağa verilmek üzere memleketi Hatay’ın İskenderun ilçesine getirildi.
Hatay Havaalanı’ndan alınan ve ambulansa konulan cenaze, konvoy eşliğinde İskenderun ilçesine bağlı Bekbele beldesinin Orhangazi Mahallesi’ndeki baba evine getirildi.
Eşinden ayrı yaşadığı belirtilen anne Gülsüm Yonca, evinin önünde oğlunun fotoğrafının yer aldığı ambulansın önüne atlayarak, ”Oğlum seni böyle mi karşılayacaktım, daha yeni geldin, nereye gidiyorsun? Seni aldığım bayramlıklarla buradan gönderdim, böyle mi gelecektin? Hani bana söz vermiştin evlenecektin” diyerek gözyaşı döktü.
Baba Bülent Yonca ise, ”Benim bir evladım daha var. Gerekirse o da gider bu vatan için şehit olur. Barış istediler, barış bu mu? Bunların yaptıkları kalleşliktir. Onları bizim elimize versinler” dedi.
Bu arada, şehidin erkek kardeşi Ömer Yonca’nın yaklaşık 5 ay önce vatani görevini tamamladığı bildirildi.
Şehit jandarma erin cenazesi, baba evinde bir süre bekletildikten sonra ambulanstan indirilmeden, İskenderun’daki Askeri Deniz Hastanesi morguna götürüldü.
Şehidin annesi, babası ve yakınları, Bekbele Belediye Başkanı Bestami Bilgili’ye ait makam aracında konvoya eşlik etti.
Şehidin cenazesinin, yarın düzenlenecek törenle öğlen namazının ardından toprağa verileceği bildirildi.
Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki terörist saldırıda şehit olan askerlerden Jandarma Er Onur Boztemir’in cenazesi, Adıyaman’ın Tut ilçesi Yaylımlı köyünde toprağa verildi.
Askeri uçakla Tokat’tan Adıyaman Havaalanı’na getirilen şehit Er Boztemir’in cenazesi, ambulansla ailesinin yaşadığı Tut ilçesine bağlı Yaylımlı köyüne götürüldü.
Devlet Bakanı Mehmet Aydın da Köy Camisi’nde düzenlenen törene katılarak, Şehit Jandarma Er Boztemir’in babası Ahmet Boztemir ve annesi Ayşe Boztemir ile 3 erkek kardeşine destek olmaya çalıştı.
Teröre lanet yağdırılan cenaze töreninde, şehidin ağabeyi Mehmet Boztemir, kardeşinin tabutunun başında gözyaşı döktü. Kardeşinin fotoğrafına sarılan Mehmet Boztemir, ”Kardeşimin kanı yerde kalmayacaktır. Büyük Türk askeri hainlerden dökülen kanın hesabını soracaktır” diyerek ağıt yaktı.
”ŞEHİDİMİZİN AİLESİ BİZE EMANETTİR”
Vali Ramazan Sodan da şehitliğin en büyük mertebe olduğunu, bundan dolayı şehit ailesinin üzülmemesi gerektiğini belirterek, şöyle dedi:
”En büyük mertebe olan şehitlik mertebesine yükselen Onur kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Türk milleti olarak yıllarca mücadele ettiğimiz teröre 7 şehit daha vermenin üzüntüsünü biz de yaşıyoruz ama bugünler bizim birlik ve beraberliğimizin artması gereken günlerdendir. Şehidimizin ailesi bize emanettir. Onlar da üzülmesinler, çünkü evlatları vatan uğruna canını verdi. Şerefli bir biçimde ebediyete gitti.”
İl Jandarma Komutanı Albay Ali Osman Salık, TSK adına yaptığı konuşmada, vatanın bölünmez bütünlüğünü sağlamak için canını bile vermekten çekinmeyen şehitlere bu ülkenin minnet borçlu olduğunu vurguladı. Salık, şöyle devam etti:
”Türk milletinin kahraman evladı. Kalbi vatan aşkı ile atan ve canını bu ülkenin birliği ve bütünlüğü için seve seve veren şehidim. Sen rahat uyu. Son teröristi de öldürünceye kadar bizim mücadelemiz sürecek. Türkiye Cumhuriyetini parçalamaya yeltenen bu kirli ellerle sonuna kadar mücadele edeceğiz.”
Şehidin ailesinin acısını yürekten paylaştıklarını ifade eden Salık, ”Rütbelerin en büyüğü olan şehitlik rütbesi ile ebediyete intikal eden kahramanımız, devletimizin varlığını birlik ve beraberliğinin güvencesi olarak, ulusumuzun gönlünde sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir” diye konuştu.
AİLESİ SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ
”Türk milletinin kahraman, şehit evladı Türk milletinin huzur ve güvenliğini sağlamak, halka yardım etmek ve terör örgütleri ile mücadele etmek uğruna aldığın görevi en iyi şekilde yaparken, en yüksek mevki olan şehitlik mertebesine ulaştı” diyen Salık, şöyle devam etti:
”Aziz şehidimiz, sen rahat uyu. Bu kutsal mücadeleyi bıraktığın yerden aynı azim ve kararlılıkla son teröristi de etkisiz hale getirinceye kadar sürdüreceğimize emin olabilirsin. Bu olay bir kere daha ortaya koymuştur ki en temel insan hakkı olan yaşama hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan terörizm, tüm şiddetiyle devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Yapılan bu insanlık dışı saldırılar bizi asla yıldırmayacaktır. Öncelikle hak hukuk ve insan hakları gibi önemli değerlerin arkasına sığınan bu caniler ve yandaşları, bir taraftan bu değerleri bir silah gibi kullanırken diğer tarafından da aynı değerleri insafsızca çiğnemekten en büyük mutluluğu tatmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti devletini parçalamaya çalışan her türlü teşebbüs, geçmişte olduğu gibi bugün de gelecekte de azim ve irademiz karşısında daima hüsrana uğrayacaktır.”
Kılınan cenaze namazının ardından, Şehit Jandarma Er Onur Boztemir’in cenazesi, Gaziantep Tugayı’nın askeri bandosu eşliğinde köy mezarlığına getirildi. Şehidin tabutu açılarak, annesi, babası ve kardeşlerine son kez gösterildi. Bu sırada sinir krizi geçiren şehidin yakınlarına, 112 acil ekipleri müdahale etti.
Şehit Boztemir’in cenazesi toprağa verildikten sonra, tabutuna sarılı Türk Bayrağı, babasına teslim edildi.
Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Şendoğan Karakuş, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz, Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül, bazı milletvekillerinin de katıldığı, törenin ardından Devlet Bakanı Mehmet Aydın özel uçakla Ankara’ya gitti.
Tokat’ın Reşadiye ilçesi Sazak Köyü yakınlarında yol devriyesi görevi yapan jandarma ekiplerine teröristlerin ateş açması sonucu 7 asker şehit oldu.
Reşadiye Kaymakamı Cihangir Güler, yaptığı açıklamada, ilçeye bağlı dış bir karakolda, rutin devriye faaliyeti sırasında askerlerin pusuya düşürüldüğünü, bu saldırı sonucunda 7 askerin şehit olduğunu, 3 askerin yaralandığını bildirdi.
Yaralı askerlerden birinin uzman çavuşu olduğunu, birinin de durumunun ağır olduğunu aktaran Kaymakam Güler, saldırının hangi örgüt tarafından gerçekleştirildiğine dair şu an bilgi veremeyeceğini belirtti.
Kaymakam Güler, ”Acımız çok büyük” diye konuştu.
ŞEHİT ASKERLERİMİZİN KİMLİKLERİ
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ilçeye bağlı Sazak köyü yakınlarda teröristlerce pusuya düşürülen askerlerden uzman çavuş Harun Arslanbey (Adana) ile erler Onur Bozdemir (Adıyaman), Kemal Pide (Ordu), Ferit Demir (Muş), Yakup Mutlu (Muş), Cengiz Sarıbaş (Giresun) ve Fatih Yonca’nın (Hatay) şehit olduğu öğrenildi.
Saldırıda Uzman Çavuş Yusuf Öztürk ile erler Emrah Mandıralı ve Arif Temel’in yaralandığı belirtildi.
Yaralı askerlerden uzman çavuş Öztürk ile Mandıralı’nın Niksar Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındığı kaydedildi.
Rüya anlamaları,rüya tabirleri,rüyalarımız,video,oyun,chat,sohbet,netlog sohbet, güzel sözler,şiirler,sesli şiir olarak yeni yüzümüzle size hizmet vermek onur vericidir..Bol Eglenceler.
Sizlere daha iyi bir hizmet verebilmek amacıyla Ruyacafe.net olarak tasarımımız değiştirdik.
Yeni tasarımımızda Sohbet , video , Oyun , RUYA TABİRLeri , Güzel sözler , pragramlar ve Blog gibi bir çok aktivilite sizleri bekliyor.
Bu günlerde hangi Televizyon kanalını açsanız veya Hangi Gazeteyi okusanız karşınıza çıkan koca bir başlık ”KÜRT SORUNU ”…
Aslında bu olay 2009′un değil 1900 hatta 1800 lerin meselesidir. Peki nasıl oluyorsa bir sorun 100 yıldır yaklaşık olarak bir Asır ‘dır çözülemiyor. İsterseniz öncelikle bu Kürt sorunu nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır , Sonuçları nelerdir ve Nasıl çözülecek Bunları açıklayalım
Kürt sorunu : Türkiye’de ilk olarak Cumhuruyet Döneminin ilk yıllarında ortaya çıkan Seyd Sait ayaklanmasıyla duyruldu. Seyd Sait ve yandaşlarına göre , Kürtlerin hakları yenilmiş ve kendilerini hiçe sayan bir Devlet kurulmuştu. Bu Devletin adı Türkiye Cumhuruiyeti idi. Tabiki Şeyd Said bunu açıkça vurgulamadı tabiki çoğu Tarih kitabında yada Kaynakta bu isyanın sebebinin İslami olduğu vurgulanır. Ancak Mit Müşteşarlığının kaynaklarında bu isyanın Çıkmasının asıl sebebi KÜRT Sorunu yani Etnik sorundur.
Kürt Sorunu Ne demektir ? ;
Kürt sorunu , Kürt kökenli vatandaşlara ait temel hak ve özgürlüklerin verilmemesinden kaynaklandığı söylenilir bilinir. Peki Kürt vatandaşlara verilmeyen bu özgürlükler ve temel haklar nelerdir diyecek olursanız, Kendi dillerinde eğitim Hakkı , Kendilerine ait bir Konfederasyon biçiminde devlet , İş olanakları , Ticaret olanakları ve çeşitli insan hakları.
Kürt sorununun Yakın tarihimizde ki Önemli sonuçları :
Özellikle Türkiye’de 1970 li yıllarda sıkça duyulmaya başlayan kürt sorunu meselesi 39 yıldır gündemden hiç düşmedi. Zira o Dönem ”Apocular” (Abdullah Öcalan ve Yandaşları) adıyla yapılan Gösteriler , eylemler ve isyanlar ile bu sorun dalga dalga dilden dile dolaşarak herkese duyrulmak istenmiştir. 12 Eylül 1980 Darbesine kadar devam eden eylemler 12 eylülden sonra birden bire durmuş ve APOCULAR Örgütünün ele başları ise Yurt dışına kaçmıştır.
APOCULAR Örgütü daha sonra çeşitli dış kuvvetlerinde desteğini alarak Daha büyük bir örgütlenme içine girmiş Bu gün ki Kuzey Irak bölgesinde PKK / Kongragel gibi isimlerle ögüt kurmuşlardır. Seslerini duyurma ve kendilerini ifade etme biçimleri olarak silahlı eylemleri seçmişlerdir.
Bu eylemler neticesinde 40000 (kırk bin) Asker ve Polis hayatını kaybetmiştir. 10 000 Köy koruyucusu , 30.000 Sivil vatandaş ve 120 .000 Pkk örgütü mensubu toplamda ise 200.000 ( İki yüz bin ) Kişi hayatını kaybetmiştir.
Yaklaşık olarak 350.000 kişide yaralanmıştır.
Gördüğünüzgibi bilanço çok ağır.
Bu gün Terör örgütü olarak kabul edilen ”PKK” Kurucusu ve Ele başı Abdullah Öcalan‘ın yakalanmasına rağmen parçalanmamış ve varlığını sürdürmektedir.
Abd , Almanya , İsveç , Norveç , İsviçre , Hollanda , Rusya ve İran gibi ülkelen maddi manevi desteklediği Pkk terör örgütü Her geçen gün yukardaki ağır bilançoyu dahada ağırlaştırmaya devam etmektedir.
AKP Yani Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Dahada GÜÇLENDİKleri dikkat çekmekte. Ve Bu gün Akp Hükümeti ve Sn. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ‘ün sıkça tekrarladığı Kürt sorunu sözcüğü ile Kitleleri memnun edecekleri bir tanımlama yapıp çözüm bulacaklarını belirtmektedirler.
Basın ‘a yansıdığı kadarıyla Kürt sorunu tanımlaması yapılarak Terör örgütü PKK nında silah bırakmasını ve PKK ‘Ya kapsamlı Af Çıkarılmasının gündemde olduğu bilinmekte.
Yani Kürt sorununun Çözümü ,
Pkk ya kapsamlı af çıkarılarak , Kürtçe dilde Televizyon yayınları çıkarılarak , Kürtçe Konuşmanın tamamiyle serbest bırakılarak ve Güney Doğu Andolu bölgesine Maddi yardımlar ve yatırımlar yapılarak çözülmesi ön görülmektedir.
———————————————————-
Yukarda bahsedilen konuların hepsi resmi kaynaklardan ve basından alınan bilgiler ile subjektib olarak verilmiştir.
Bize göre ise ;
Kürt sorunu : Çeşitli Türkiye Düşmanı Devletlerin uydurmasıdır. Bu Devletler , Rusya , ABD , israil , Yunanistan , Norveç , İsviçre , İran , İsveç , Almanya , Hollanda ve Fransa‘dır. Açıkca ifade ediyoruz ve bas bas bağırarak sölüyoruz.
Nerden mi Biliyoruz? En somut örnekleriyle yukarda saydığım tüm devletlerin çeşitli bölge ve şehirlerinde PKK Ofisleri(Büro) bulunmaktadır. Ve Pkk nın Güya yukarda ki Devletlerce Terör Örgütü olarak tanımlanmasına rağmen açıkca ve resmen desteklenmesiyle Türkiye Düşmanlığını açıkca gösteriyorlar.
Yurt Dışında Çeşitli Pkk ‘ya bağlı kurumlarca Yurt Dışında yaşayan Kürt kökenli vatandaşlardan her ay belli miktar aidat toplandığı Tüm Dünya tarafından bilinmektedir Ve bu söylediklerimin delilleri , Mit ve Jitem Arşivlerinde mevcuttur!!!!
Arkadaşlar çok değil az geriye gidelim. 1. Dünya savaşı öncesine gidildiğinde , O dönemde Arap sorunu , Suni Şii sorunu , Ve ortadoskluk sorunu vardı. İngiltere , fransa , İtalya , Rusya ve Dolaylı olarak ABD ‘nin de Desteği ile Osmanlı’ya Bağlı Arap Devletleri ayaklanmıştır. Bu durum karşısında Osmanlı hem DIş hem de İç meselelerle uğraşmaya mahkum edilmiş ve sonucunda ise parçalanmıştır.
Bu gün Gene Çeşitli Dış devletlerin ve İçimizde ki Türkiye Düşmanları aynı oyunu oynamaktadır. Ve Bu sefer Ki Oyunun adını ise KÜRT SORUNU Koymuşlardır.!
Amaç açık ve net. Türkiye’yi Parçalamak.!
Şimdi diyeceksiniz Ki gerçekten Kürt sorunu yok mu?
Hayır Yok!
Bu gün Kürdüm Kürt kökenliyim diyen vatandaşları alalım karşımıza soralım. Diyelim ki onlara söyleyin Siz nerden varoldunuz yani hangi coğrafyada var oldunuz ve Tarihinizde Hangi devletleri kurup Boy gösterdiniz?
Bu sorumuza inanın uydurma iki Boy(Aşiret) Halinde cevap gelmeyecektir.
Ve gene soralım ; Kürtçe Diliniz 565 Kelimeden oluşmakta. Bu kelimelerin 200 kadarı Arapça Ve Farsca , 200 kadarı Yabancı ( İngilizce , Rusca) 75 ‘i Türkçe geriye kala kala 90 Kelime ki onada kendi tabirinizle Kürtçe diyorsunuz. Söylr misiniz Dünya üzerinde hangi Millet’in Dili 565 gibi kelimeden oluşur.
Bunada verecekleri bir cevapları yok. Zaten benim sorduklarım 40 yıldır soruluyor ama hala cevaplar verilmiyor.
Ortada olmayan ve sonradan uydurulan bir Millet var. Ve mağlesef AKP Hükümeti Bu milleti kabul etmiş ve resmen Oyuna gelmiştir.
Bu gün Akp parti Hükümetinin Sn. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Eski Akp Bakanı olan Sn. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün ortaya attıkları Kürt sorununu çözeceğiz. Nasıl çözeceksiniz ? İşte efendim Pkk’a Af getireceğiz , Kürtçeyi serbest Bırakacağız , Kendi Dillerinde Yayınlara Kitaplara izin vereceğiz vs vs vs… diyorlar.
Güya bunları yaparsak çözülecek.
Hadi ordannnnnnnnnnn!
Bu dedikleriniz zaten yapılan şeyler. Kürtçe ‘yi serbest bıracaklarmış ! Ya kardeşim Kürtçe zaten hep serbestti öyle olmasaydı 2 Yaşında ki Kürt çocuğu nasıl Kürtçe öğrensin?
Kendi dillerinde Yayına 1 yıl önce izin verdiniz ee sonuç ne ? Hiç eski tas eski hamam
Şimdide kitap ve dergilere işte Kürtçe şarkılara izin vereceğiz diyorsunuz . Bunların üstüne de Para yardımlarından Güney doğuya yatırımlardan bahsediyorsunuz.
Ben Sn. Başbakanımız ve Sn. Cumhurbaşkanımıza sormak istiyorum Türkiye’nin 100 Milyar Dolarlık projesi olan ve 20 yıldır hala hayata geçirelemeyen GAP projesini neden hep erteliyorsunuz?
Ben açıklayım . 1990 lı Yıllarda GAP Projesini denemek amacıyla Barajların kapakları açtınız. Ve Güney doğuda bir çok toprak su yüzü gördü , Sonucunda Çiftçi iyi ürün kaldırdı. Ama ne yazıkki Türkiye kar edemedi. Çünkü kaldırılan mahsulun bütün gelirleri PKK Terör örgütüne gitmişti.
Bunu Başbakanımızda iyi biliyor Cumhurbaşkanımızda zaten önerdikleri çözüm yolunda ki öncelik PKK yı ortadan kaldırmak. Ama affetmek yoluyla kaldırcaklarmış. Ki Türkiye’de Ekonomik krizin boyutları inanın sandığınızdan daha fazla Paraya sıkışan AKP Hükümeti risk alarak ateşle oynamayı seçerek ve GAP Projesininde önünü açmak için KÜRT SORUNUNU Çözeceğiz diyorlar.
İyide Bu gün Güney Doğuya gidin Bir allahın Kulu Pkk terör örgütüdür. Kahrolsun PKK Demez. Tersine onlar bizim kahramanımız der. En azından %95 i böyle der!
Ve Pkk Ve Destekçileride açıkça diyor ki biz hak mak derdinde değiliz. Biz Devletimizi kuracağız.
Onlara göre çözüm ; Güney Doğuyu ve Türkiye’nin Çeşitli illerini bize veriniz. Biz Devletimizi kuralım bu sorun bittin!
Böyle mantıkla hareket eden bir Örgüte Af çıkarmak ne kadar doğru ki?
Yada böyle mantıkla hareket eden Bölgeye yatırım yapmak ne kadar doğru?
Ve Ortada olmayan Dış Devletlerin Uydurduğu Soruna evet Böyle bir sorun var demek ne kadar doğru?
Şimdiden söyleyelim. Türkiye’yi önümüzde ki 10 yıl içerisinde şiddet ve Kanlı günler bekliyor. Artık Sessizce izleyen Türk MİLLETİ sanmasınlar ki Böyle izleyecek. Seslerini KAndil dağıda duyacak Tüm Dünyada ama en önce AKP Hükümeti duyacak.!
Not: Eğer gerçekten samimi bir durum olsaydı. Yani Gerçekten Kürt Sorunu olsaydı, Hakların yenildiği bir durum söz konusu olsaydı.İnanın yürekten desteklerdim. Ama suni yani yapmacık sorunlara ve çözümlere inanmıyorum inanmamda!
Not 2: Almanya , ABD , Rusya ve Yunanistan Devletlerinin Nufusunda Yabancı Uyruklu Vatandaşlar çok fazladır. Örneğin Türkler gibi. Peki Bu Devletlerin hangileri Türklere Ana dillerinde eğitim izni vermişler , Hangileri Türkçe ‘i resmi ders olarak kabul etmişler , Ve Hangileri Devletlerini Bölmeye kalkanlara İyi niyetli güzel yaklaşmışlar.? Tabiki hiç biri. Tersine Bırakın azınlıkları Orda yaşayan Müslüman nufusa saygıları olmayan ve haklarını vermeyen Devlet yapısına sahipler. En basit örneği ; Almanya’da Ezan ‘ın Mikrofonla Yüksek sesle okunması YASAKTIR!!!
Hepinize evvela selamlar. Çocukluğumuzdan beri hep duyarız. Okulda Öğrencilik yıllarımızda ”Tarih” Derslerinde işlediğimiz Konuların başında yer alır. Fatih Sultan Mehmet Han( 2. Mehmet) Hayatı ve İstanbul’un Fethi (1453) Şimdi isterseniz önce 2.Mehmetin Haytıyla başlayalım ve İstanbul’un Fetihine Doğru Gidelim.
Fatih Sultan Mehmet Han( 2.Mehmet) [ 30 Mart 1432 - 3 Mayıs 1481 ]:
Babası , Osmanlı 6 ci Padişahlarından ”2 Murad(Murat)” Annesi , ”Hüma Hatun’‘ dur. Doğum Yeri o dönem Osmanlı Başkenti olan Edirne’dir.
Çocukluk döneminin ilk yılları Edirne’deki Sarayda sürer. Daha sonra Bursa’da ki Şuan Ki Müze Olan tarihi evde 10 yaşına kadar Kalır. Fatih Sultan Mehmet her Osmanlı Şehzadesi gibi Egitime Tabi tutulmak amacıyla Manisa Sancak Beyliğine atanarak Manisa’ya Gönderilir. Şehzalerin Askeri ve Devlet Yönetimi konusunda tecrübe ve beceri kazanmaları amacıyla yapılan bu eğitimler için Fatih Sultan Mehmet , Molla Gurani”ye Teslim edilmiştir. Ve ayrıca Belli bir süreçte sonra şehzadelerin Meslek seçme adetine göre Fatih Sultan Mehmet Han’da Top Dökümcülüğünü Seçmiştir. ( Bu Seçim aslında ileri Ki Oluşacak Fetih’in Habercisidir.)
13 Yaşına geldiğinde Babası 2. Murad Tahtı Fatih’e Bırakıp Dinlenme düşüncesiyle Manisa’ya Yerleşmiştir (1444 ).Bırakmakdan önce ezeli düşmanları Macarlar ile 10 Yıllık Barış antlaşması yaparak Fatih SuLtan Mehmet’i koruma altına almıştır. Ancak Kendisi Manisa’ya Yerleşince Macarlar OsmanLı Devletin’in Başında ki 13 Yaşındaki Çocuğu Mağlup edip Osmanlıyı Ele geçirmek için Harekete Geçerler. Hızlı bir biçimde Haçlı Birliğini Kurarlar. Sadrazam Yani Vezir Halil Paşa Fatih’i İkna eder ve Fatih’de Babasına Yeniden Tahta geçmesi Konusunda mektup yollar ancak ilk mektupbuna olumsuz yanıt almıştır. Daha sonra yeniden ve bu defa sert ve kesin dille Mektup yazıp Babasının yeniden Osmanlı Devletinin ve Ordusunun Başına geçmesini ister Bu olaydan sonra 2. Murad tahta yeniden geçer. Macarlar ile yapılan ”Varna Savaşı” (1444) nı kazanan 2. Murat tahtı resmen ikinci kez geri almış olur.(1446 )
2. Mehmet ( Fatih) Yeniden Manisa’ya Vali olarak atanır ve Maniya’a gönderilir. Fatih Manisa’da ki bulunduğu dönemde Gündüzleri Ata binme ve Ok atma konusunda eğitimler alıyor akşamlarıda Hocalarının Huzurunda Dini , Siyasi ve Askeri eğitimni sürdürüyordu. Bir gün Hocası Molla Hüsrev’in Peygamber efendimisin Müjdelediği Hadis-i Şerif ( O ne güzel bir Hükümdar dır Ki İlerde İstanbul’u alacaktır.) i dinleyince İstanbul’u alma aşkı doğmuştur. Bu Konuda çalışmalara Başlayan ”II.Mehmed” Daha önce ki İstanbul seferlerini okumaya , Tarih’i incelemeye başlamıştır. Bunların Yanındada Arabca, Farsca , Yunanca ve Latince Öğrenimlerini sürdürmüştür.
II.Murat ‘ın (3 Şubat 1451) de ölmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed yeniden ikinci kez tahta çıkmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in Kafasında oluşan İstanbul’u feth etme isteği Tahta çıktıksan sonra dahada alevlenmiştir. Ancak bunu yapmadan önce Ülkede ki Sorunları çözmesi gerekiyordu. En önemli sorun ise 2.Murad’ın ölümünden sonra ayaklanan Karamanoğlulları Beyliği idi. Çünkü Karamanoğulları Bağımsız Karaman Devletini kurmak için ayaklanmıştır. Bu Konuda Karaman Beyliği sahibi ”İbrahim Bey” Venedik’lilerle antlaşmıştır. Bunun üzerine Fatih Hemen Karaman topraklarına sefere çıkar. İbrahim Bey Venediklikler ve diğer beyliklerden yardım alamayınca Fatih Sultan Mehmet’e elçiler göndererek Af diler. Fatih Sultan Mehmet’de İstanbul’u almadan iç sorunlarla uğaşmak istemediği için Affeder.
”İstanbul’un Fethi (29 Mayıs 1453) :
Fatih Sultan Mehmet Fetih için kafasındaki planları uygulamaya başlar. Daha önce dedesi Sultan Beyazid hanın Anadolu Hisari’nin karşısına Rumeli Hisarini yaptırır. Amaç Bizans İmparatorluğunun donanmasının(Deniz Gücünü) gücünü kırmak ve engellemekti. İstanbul’un Sağlam olan Surlarını yıkmak için çok büyük ve sağlam toplara ihtiyaç olduğunu düşünen 2.Mehmet bunun için çok iyi bir top dökümcüsü olan Macar Urban ı görevlendirir.
Bir yandan topların dökülmesi ve tecrübe edilmesiyle bir yandanda Askerin eğitimiyle ilgilenen Fatih diğer yandan Fetih sırasında Diğer ülkelerle uğraşmamak için Venedik ve Macarlar ile barış antlaşmaları yenilenmiştir. Ayrıca Bizans imparatorun Kardeşlerini sindirmek için Mora’ya Turan Bey ve donanmasını göndermiştir.
Tüm hazırlıklardan sonra Fatih Sultan Mehmet Edirne’den 23 Mart 1453 te İstanbul’a doğru Harekete geçerler. Ordunun kimi kaynaklara göre 150 bin kimi kaynaklara göre ise 300 Bin olduğu söylenmektedir.
İstanbul’a 5 nisan 1453 yılında gelinir. Kuşatma hattı oluşturulur. Diğer tarafdanda ise Bizans Şehri savunmak için Surlar sağlamlaştırılır. Haliç’in ağzı kalın zincinlerle kapatılır. Bunun yanında zincirlerin hemen arkasında ise Tecrübeli ve iyi askerler yerleştirilir. Surların önüne derin hendekler kazılıp içine su konur.
Fatih taarruza geçmeden Bizans’a elçi göndererek teslim olmalarını ister ancak teklif reddedilmiştir. Bunun üzerine Osmanlı donanmasıyla gelmesiyle Savaş başlamıştır. Dev toplarla surlara ateş edilir. İki boy kadar büyüklükte gedikler ve çatlaklar oluşmasına rağmen geceleri Bizans tarafından tamir ediliyordu.
Fatih sultan Mehmet han Surların açılmasının zor olduğu bildiği için Kaptan Derya-i Baltaoğlu Süleyman Bey’i Haliçe gönderir. Çok çetin geçen çatışmalar sonucunda başarısızlıkla dönülür. Bunun üzerine belkide Dünyada hala ilk olan bir olay gerçekleşir. Fatih, Haliç i denizden giren gemilerle dğilde Karadan Giden gemilerle aşmayı düşünür. Hemen Haliçin arkasına gidecek yol yaptıtır. Yollara kızak döktürür kızakların üstünede yağ. Bunun yanında Gemilerin altına Yağda kayan ve gidebilen tahtalar ile tekerlek yapılır.
Ve mucize gerçek olur Karadan Giden gemilerle kalın zincirlerle kapatılan Haliç ‘in arkasına inilmiştir. Bunun yanında Fatih Sultan Mehmet Topları yetersiz bulmuştur. Bu topların yerine havaya yükselen ve kavisli biçimde hevesini vuran toplar yapmayı düşünür. Bizzat kendi projeyi hazırlar ve hemen çalışmalara başlar. Bir süre sonra Top yapılır. Bu gün ki Havan olarak bilinen o dönemde ise Kumbara olarak bilinen Silah fatih tarafından üretilmiştir. Deneme atışlarında Haliçde bulunan bir kaç gemide batmıştır.
Artık her şey Fatih Sultan Mehmet’in istediği gibidir. Karadan ve denizden İstanbul’a saldırılır. Top atışlarıylada destek verilir. Bu olaylar sırasında Tarih’e destan olarak düşen ”Ulubatlı Hasan” olayı gerçekleşir. O Dönemde yaşlı olan ve arka saflarda savaşan ”Ulubatlı Hasan” Top atışlarının açtığı deliklerden içeri girmiştir. Her tarafına yüzlerce ok almasına rağmen kanlar içinde Osmanlı Sancağını( Bayrağını) Bizansın Başkenti olan İstanbul un Kalesine dikmiştir. Ve İstanbul’a giren ilk Türk olarak tarihe geçmiştir.
Nihayetinde 29 Mayıs 1453′te İstanbul tamamen alınır. İstanbul alındıksan sonra şehri modernleştirme çalışmalarına ara verilmeden başlanır. Camiiler Medreseler inşa edilir. ( Fatih Camii , Fatih üniversitesi … ) Darüşafalar ( Hastane) kuruldu.
Bundan sonra Fatih diğer iç ve dış işler yoğunlaşır. İlk olarak Kuşatma sırasında Bizans’a el altından destek veren Sadrazam Halil Paşa’yı idam eder. ( Çandarlı Halil Paşa)
Bunun yanında merkeziyetçi yönetimi iyice yerleştirmek için Beylikleri yavaş yavaş son vererek egemenlik altına almıştır. ( Karamanoğulları , Akkoyunlular)
Dışarda ise Bosna – Hersek , Trabzon Rum İmparatorluğu , Eflak ve Boğdan Ve Arnavutluk u ele geçirip Osmanlı Devletine Bağlamıştır.
Fatih Sultan Mehmet’in Ölümü
Fatih Sultan Mehmet Gençliğinde Manisa’Da Gülbahar Han’ile evlenmiştir Ve bu beraberlikten Beyazid isimli çocukları olmuştur. ( II.Beyazid) . Babası 2. Murat Tarafından Dulkadıroğllarından ”Sitti Hatun” ile evlendirilen Fatih ‘in Sitti Hatun’dan Mustafa ve Cem ( Cem Sultan) isimli iki oğlu olmuştur. Bunun Yanında Fatih Sultan Mehmet’in 5 eşi daha vardır.
Fatih Sultan Mehmet 3 Mayıs 1481 Yılında Vefat etmiştir. Gut Hastalığından öldüğü düşünülmesine rağmen Kimi kaynaklarca eşlerinden biri veya sadrazamlarından biri tarafından zehirlenerek öldürüldüğüde belirtilir.
Kaynak : Netlogsohbet.COM Ve Google.com.tr ‘dir.
Anlatım : ßy GeNeRaL
Not: Fatih Sultan Mehmet Han’ın hayatını ve İstanbul’un Fethini anlatan Videomuzu aşağıdan izleyebilirsiniz.
Fatih Sultan Mehmet Belgeseli :
Netlog Sohbet odaları na Giriş :