Sağlık Bakanlığı’ndan temizleme jeli uyarısı
Sağlık Bakanlığı, domuz gribi nedeniyle kullanımı artan antibakteriyel el temizleme jeli, sıvısı ve köpüğü gibi ürünlerin ambalajında H1N1′e etkili gibi ibareler yer almasının, tüketiciyi yanılttığı ve halk sağlığını tehdit ettiğini bildirdi.
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada; yaşanmakta olan H1N1 pandemisi dolayısıyla piyasada kullanımı artan antibakteriyel el temizleme jeli, sıvısı, köpüğü vb. ürünlerin, 5324 sayılı Kozmetik Kanunu doğrultusunda bildirimlerinin yapılmasına rağmen, ambalaj ve tanıtım materyallerinde bulunan bazı ifadelere dikkat çekildi.
Açıklamada, ‘H1N1, Hepatit, H1N5, AIDS vb. türünden enfeksiyon hastalıklarına karşı etkili’, ‘Antimikotik’, ‘Virüs, küf, mantar vb. mikroorganizmalara karşı etkili’, ‘Bakterisid, antiviral, domuz gribine karşı vb.’ gibi kozmetik ürünlerin, ilgili mevzuatta yer aldığı şekliyle sınırlı tanımı ve kapsamı dışındaki ibarelerin kullanılması yoluyla, tüketicinin yanıltıldığı ve halk sağlığını tehdit edici durumların oluştuğu kaydedildi.
Bakanlık açıklamasında, "5324 Sayılı Kanun doğrultusunda yapılan piyasa kontrollerinde mevzuata aykırılığı tespit edilen kozmetik firmaları hakkında idari işlem başlatılmaktadır. Yukarıdaki tanıtım bilgilerini içeren ve dezenfektan veya antiseptik amaçlı olarak piyasaya arz edilmek istenen ürünler için, Bakanlığımız İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü İlaç Ruhsatlandırma Daire Başkanlığı’na "Ara Ürün İzin Belgesi" almak üzere başvuruda bulunulması gerekmektedir." denildi.
Açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi: "Anti-bakteriyel amaçlı olarak piyasaya arz edilen kozmetik tanımına uygun ürünleri çocuklardan uzak tutulması, kullanılması gerekiyor ise ebeveyn kontrolünde kullanılmasına, gözle temas ettirilmemesi, yanıcı/ parlayıcı olduğuna ilişkin uyarıların ambalaj üzerinde bildirilmesi gerekmektedir. Kişisel temizlik için ellerin öncelikle su ve sabun ile yıkanması, susuz kullanılan ürünlerin ise su bulunmayan ortamlarda tercih edilmesi önemlidir. Anti-bakteriyel ürünlerin gereksiz yere kullanımında direnç gelişebileceğinin ve bakteri kaynaklı hastalıkların yaygınlaşabileceğinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir."
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kızı ve oğlunun da domuz gribi olduğunubelirtti. Akdağ kızının aşı olmaya fırsat bulamadığını belirtti.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ,k ızımı aşılatmaya fırsat bulamadan Domuz gribi oldu. 24 yaşındaki oğlumda grip oldu. Oğlum biraz daha ağır geçirdi. Evde dinlendiler. Ben zaten aşı oldum. Eşim de ben de grip aşısı olduk. En ağır oğlum geçirdi. Biz hafif atlattık. Ailece bu hastalığı geçirdik.
ÖLENLERİN SAYISI 74
Aralık başında okullarda aşılanmaya başlanacak. Domuz gribinden ölenlerin sayısı 74 oldu.
YÜZDE 60’I SAĞLIKLIYDI
Sağlık Bakanı Recep Akdağ Domuz gribi nedeniyle hayatını kaybedenlerin sadece yüzde 40’ının başka bir rahatsızlığı olduğunu yüzde 60’ının ise sağlıklı kişiler olduğunu belirtti.
MEVSİMSEL GRİPTEN FARKLI
Mevsimsel gribin 65 yaş üstü kişilerde riskli olarak görüldüğnü söylene Akdağ, bu virüsün ise 50 yaş altında sağlıklı kişilerde görüldüğünü söyledi. Bakan Akdağ, "70′in üzerinde ölü sayısının olması ciddi bir rakam" diyerek salgının başlangıcında olunduğunu da sözlerine ekledi.
SAĞLIK ÇALIŞANLARININ BÜYÜK KISMI AŞILANDI
Sağlık çalışanlarının yarısından fazlasının aşılandığını belirten Vbakan Akdağ, kesin rakamlar yok dedi. Hacı adaylarının da aşılandığını belirten Akdağ, bu haftadan itibaren sürekli hastalığı olanların ve okul öncesi çağında bulunanların aşılamasının süreceğini belirtti.
OKULLARIN KAPATILMASI BÖLGESEL
Domuz gribi nedeniyle okulların kapatılması konusunun ise bölgesel olarak yürütüldüğü belirtildi. Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte okulların tatil olup olamayacağı sorusuna böyle bir duruma gerek görülürse yapılır diyen Akdağ, "İhtiyaca göre davranılacak" dedi.
UKRAYNA YARDIM İSTEDİ
Domuz gribi nedeniyle yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği Ukrayna’nın Dünya Sağlık örgütü başta olmak üzere Türkiye’den de yardım istediğini açıklayan Akdağ, bu ölümlerin nedeninin virüsün davranış biçiminden kaynaklanabileceğini belirtti.

Çocuğunuz Sizi Parmağında mı Oynatıyor?
Çocuğuna hayır diyemeyen, böyle olunca da parmakta oynatılan yeni nesil anne-babalara günümüzde hayli sık rastlamak mümkün ..
Yeni nesil anne-babaların çocuğa sınırlarını öğretmekte tutuk davrandığını, özgüven aşılamada abartıya kaçtığını ve net bir ses tonuyla ‘dur’ diyemediğini söyleyen Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir:
Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, böyle olunca da ‘parmakta oynatılan’ yeni nesil anne-babalara günümüzde hayli sık rastlamak mümkün. Oysa bu tarz çocuk yetiştirme, sadece kendini önemseyen bir nesil yetişmesine neden olabilir!
Çocuğunun her davranışını büyüteç altına alan, ona sınırlarını öğretmede tutuk davranan, net ve yüksek bir ses tonu ile ‘dur’ diyemeyen, halk arasındaki tabire göre ‘parmakta oynatılmaya’ aday yeni nesil anne-babalar sağlıklı çocuklar yetiştirebiliyor mu? Bu tarz çocuk yetiştirmenin, abartılı özgüven şişirmesi ile benmerkezci, sadece kendisini önemseyen, insani duyarlılıkları zayıf kalacak bir nesil yaratacağı uyarısında bulunan Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ‘psikolojik hataları’ anlattı:
1- ÖZGÜVEN HER KOŞULDA İYİDİR: Bu bilgi, 1980 ve 90’lı yıllarda Amerika/Avrupa’daki ‘yeni çocuk yetiştirme açılımı’na psikoloji biliminin ‘katkısı’ olarak ortaya sürülmüştür. Ancak yıllar, pek çok önemli kuramcının bu konuyu yeniden değerlendirmesine yol açmış, çocuklara özgüven pompalamasının, katkıdan çok zarar getirmeye başladığını göstermiştir. Çocuğa ‘sen çok özelsin, farklısın’ mesajlarının sıklıkla gitmesi, erken yaşta aşırı şişen bir ‘benlik’ duygusuna yol açabilir. Çocuğun her davranışını mercek altına almamak, sürekli ona açıklamalar yapmamak; yani hayatta “sürekli ve sadece” onun merkezde olduğu algısını ortadan kaldırmak, özgüvenden bencilliğe gidebilecek yolu kesebilir.
2- ÇOCUKLARA ASLA KIZILMAZ, YÜKSEK SESLE KONUŞULMAZ: Çocukların onurlarını kırmamak, onları ruhsal ve fiziksel olarak korumak sadece anne-babanın değil, hepimizin görevi. Ancak çocuk, kimi zaman net ve sert yönlendirmelere de ihtiyaç duyar. Örneğin; annesine herkesin ortasında tekme atan 3 yaşındaki bir çocuğa, sakince ‘bu yaptığın pek hoş değil’ demek yerine, sert ve net bir ses tonu ile ‘yapma!’ denilerek, sert ve donuk bir yüz ifadesi ile tepki verilebilir. Çünkü şiddet göstermesi neredeyse normal karşılanan bir çocuk, bu davranışı artırarak yineleyecektir.
3- BAŞKALARININ YANINDA ÇOCUĞA KIZILMAZ: Çocuk, bu bilgiyi kullanarak, başkalarının yanında dizginlenemez davranışlar sergiler. Örneğin; başkalarının yanında sürekli gürültü yapan bir çocuğa da sert bir şekilde ‘hayır’ denilebilmelidir. Çünkü çocuk, çevreye verdiği rahatsızlığın farkında olmaz. Ona sınırlarını öğretecek olan anne-babadır. Çocuk bu sınırları ihlal etiğinde, anne-baba o anda müdahale ederek, net yönlendirmelerle bu ihlallere ‘dur!’ diyen taraf olmalıdır.

Türk bilim adamının mucize buluşu
Türk bilim adamının mucize buluşu tüm dünyada konuşuluyor.
Kaliforniya Üniversitesi’nde görevli 31 yaşındaki Prof. Dr. Aydoğan Özcan’ın buluşuyla cep telefonuna takılan 10 dolarlık bir mekanizma, tahlili yapıp sonucu hastaneye mesajla yolluyor
Genç yaşına rağmen ABD’nin en çok tanınan bilimadamlarından biri olan ve Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde görev yapan Prof. Aydoğan Özcan (31), tıpta devrim yaratacak bir icada imza attı. Özcan’ın ekibiyle birlikte geliştirdiği cihaz, sıradan bir cep telefonunu hassas tahliler yapan bir mikroskoba çeviriyor. Böylece her yere taşınması mümkün olmayan, pahalı aletlerle, uzun sürede yapılan kan testleri yerine hastalıklar herhangi bir yerde, kısa sürede ve ucuz bir şekilde teşhis edilebiliyor. Sistem, cep telefonunun kamerası üzerine takılan özel bir aparatla çalışıyor. Filtre edilen bir ışık kaynağı bulunan bu aparat, telefonun kamerası üzerine yerleştirilen kan örneğinde yer alan yaklaşık 50-100 bin hücrenin aynı anda ve birkaç saniye içinde görüntülenmesini sağlıyor. Telefona yüklenen özel bir yazılım da hücrelerdeki değişimi algılayarak, sıtma, verem. tüberküloz, anemi ve AIDS gibi hastalıkları teşhis edebiliyor. Bu sonuçlar istenilen sağlık kurumuna da mesaj olarak gönderilebiliyor. Bu cihazın özellikle Afrika gibi laboratuvarların az ancak cep telefonu kullanımının yoğun olduğu bölgelerdeki hastalıklara karşı etkili olacağı belirtiliyor. İcadıyla dün ABD’nin en saygın gazetesi New York Times’a da konu olan Özcan cihazın satışı için Microskia adlı bir şirket kurdu. Cihazın fiyatı ise sadece 10 dolar.

Bu ürünlerin Türkiye’ye girişine izin verilmedi.
Genetiği Değiştirilmiş Ürünlerin (GDO) ithalat, kontrol ve denetimiyle ilgili yönetmeliğin 26 Ekim’de yürürlüğe girmesinin hemen ardından gümrüklerde denetimlere de başlandı.
Limanlar ve karayolu gümrüklerinde beyan edilen ürünlerden ilk etapta alınan 100‘ün üstündeki numune, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Adana, Ankara ve Bursa’daki laboratuarlarında incelemeye alındı.
Mevzuat gereği iki ile 5 gün arasında süren analizler devam ederken, gemi ve TIR’lar gümrüklerde bekletiliyor.
İlk numunelerden 20′ye yakınının sonuçları da alındı. 13 ürünün numunesinden negatif sonuç çıktı.
Bu ürünlerin, yönetmelikle izin verilen binde dokuz oranından daha az genetiği değiştirilmiş organizma içerdiği belirlendi. Bu ürünlerin Türkiye’ye girişine izin verildi.
Diğer numuneler ise pozitif sonuçlandı ve giriş izni alamadı. GDO denetimi, ilan edilen listedeki 27 ürünün tamamına uygulanıyor.
Analiz sonuçları, ürün bazında açıklanmıyor. Ancak GDO miktarı, limitin altında çıkan numunelerin pirinç ve kırmızı mercimek ağırlıklı olduğu belirtiliyor. Tüm Gıda Dış Ticaret Derneği’nden edinilen bilgiye göre, muz da testten temiz çıktı.
Denetime alınacak 27 ürünlük liste üstünde değerlendirmenin de sürdüğü vurgulanıyor. Listeyi daraltmak, bazı ürünleri denetimden çıkarmak gibi bir karar henüz yok.

Sizlere daha iyi bir hizmet verebilmek amacıyla Ruyacafe.net olarak tasarımımız değiştirdik.
Yeni tasarımımızda Sohbet , video , Oyun , RUYA TABİRLeri , Güzel sözler , pragramlar ve Blog gibi bir çok aktivilite sizleri bekliyor.
Bir çoğumuz evden çıkmadan kara kara düşünürüz. Ne giysem acaba?
Hemen elbiseleri tek tek deneriz , ve Hiç birini beğenmeyip elbisem yok elbise almalıyım gibi şeyler düşünmeye başlarız.
Peki Nasıl giyinmeliyiz?
Öncelikle kendinizi bir gözden geçirin. Yani Vucudunuzu değerlendirin. Tarafsızca yorumlayın.
Değerlendirmenizin sonuçlarına göre size giyim tavsiyeleri
Kısa Boylu ve Kilolu iseniz ;
Boyunu kısa ve kilonuzda oldukça fazla. Dolaysıyla kıyafetleriniz üzerinize yakışmıyor. Ya sizi daha şişman gösteriyor yada daha kısa boylu. O halde çözüm belli.
Kısa boylu ve Kilolu olanlar Lütfen ama lütfen yatay çizgili kıyafetlerden uzak durunuz. Dikey çizgili kıyafetler sizi uzun ve zayıf gösterecektir.
Renk olarakda çok açık renkli giyimden özellikle beyazdan uzak durunuz. Ama koyu siyah renklerdende uzak durunuz.
Uzun Boylu ve Zayıf iseniz :
Giyeceğiniz elbiseler yatay çizgilere sahip olmalı. Yatay çizgili elbiseler sizin boyunuzu normal gösterirken , Zayıf görünümüde ortadan kaldıracaktır.
Renk seçimini de Çok açık renkli ve Aşırı koyu renkli olmamasına dikkat ediniz.
Arkadaşlar Bu gün ki Konumuz Boyunda oluşan şişliklerin nedenleri , neyin habercisi oldukları , sonuçları ve tadavisi konusunu anlatacağız.
Bu konumuzda bizlere yardımcı olan Op. Doktor Tamer Halilogluna Teşekkür ederiz. Sayın hocamız HALILOGLU ‘na sorduk ;
*Boyunda ve Koltuk altlarında Oluşan Şişliklerin sepebleri nedir?
- Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, Halk arasında yaygın olan Boyun , koltuk altı , kasık ve Kulak kenarlarında ki Şişliklerin anlamı KANSER!!! Değildir!! Böyle bir yanlış bilinen inanıç söz konusu o nednele bunu belirtmek istedim.
Boyunda, kulak arkasında , kasıklarımızda ve Koltuk altlarımız gibi çeşitli bölgelerde oluşan şişliklerin 4 temel sebebi vardır bunlar ;
*Peki Hocam Ne zaman Doktora Gidilmelidir.?
- Yukarda 5 önemli nedenden bahsettik. Bunlardan ilk 4 ü genelde bir kaç gün süren hastalıklardır. Bu hastalıkların ortak yanı Yüksek ateş , ağrı ve halsizlik oluşmasıdır.Ve bir kaç gün içinde ateşi düşmeye hasta yavaş yavaş kendini toprlamaya başlar. Şişliklerin inmeside bir veya bir kaç hafta içinde gerçekleşir. Bir kaç gün içinde ki en geç 48 – 72 saat içinde iyileşme süreci yoksa muhakkat Doktora gidilmelidir.
Deri Kanseri hastalığı na gelince ise , Bu hastalığın anlaşılması biraz zaman alır. Özellikle Güneş ışıklarından Cildimiz lumsuz şekilde etkilenir. Aşırı deri soyulmaları , Ten rengimizde her gün değişik oluşan renkler ve Vucüdümüzün çeşitli yerlerinde Şişlikler oluşur. BU hemen farkedilmez , Cildinizde aşırı soyulmalar , renk değiştirmeleri ve şişlikler varsa derhal zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.
Sn. Op.Dr. TAMER HALİLOĞLU ‘na bizimle paylaştığı değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Arkadaşlar Unutmayın bu hayatta maddi manevi yaşadığınız sıkıntılar elbet bir gün geçer çözümü bulunur. Unutmayın ki Hiç bir Şey Sağlıgınızdan ve Sıhhatinizden daha önemli değil. Hepinize Sağlık lı güzel günler dilerim.
İnsanda 22 çift otozomal kromozom ve 2 adet seks kromozomu olmak üzere 46 kromozom vardır. 46 kromozomun 23”ü anneden, 23”ü ise babadan geçmektedir. DNA zincirlerinden oluşan genetik materyal krozomomlar halinde hüc relerin çekirdeğinde bulunmaktadır.
İnsan hücrelerinde 46 kromozom varken sadece tohum hücrelerinde (yumurta ve sperm) 23 kromozom vardır. Yumurta ve sperm hücreleri gelişim ve bölünme süreçlerinde 46 kromozomdan 23 kromozoma inmektedir.
Bu bölünme şekline mayoz bölünme adı verilmektedir. Dolayısıyla, yumurtanın sperm ile döllenmesinden oluşan embriyoda kromozom sayısı yine 46 olmaktadır.