SİGARAYI BIRAKMANIN ALTIN KURALI: KARARLILIK
Prof. Dr. Tevfik Özlü, isteyen herkesin sigarayı bırakabileceğini de vurgulayarak, ”Sigara bırakma konusu ihmal edilen spekülatif bir konu. Türkiye’de sigara içen 20-25 milyon kişi olduğu söyleniyor, bu kişiler bir pazar oluşturuyor. Sigarayı bıraktıracak reçeteler, tedaviler veriliyor; ‘mucize ilaç’, ’sigarayı 3 günde bırak’ gibi. Bunların bazıları maalesef hayali ve kötü amaçlı” dedi.
Sigarayı bırakmanın asıl sırrının kararlılık olduğunu vurgulayan Özlü, şöyle devam etti:
”Sigarayı bırakmanın sırrı bu konuda kararlı olmaktır. Dünyada daha önce sigara içtiği halde şu an içmeyen milyonlarca kişi var, isteyen herkes sigarayı bırakabilir ama kişi, ‘bir denesem acaba yapabilir miyim’, ‘azaltayım’ diye ya da tereddütle işe başlarsa sigarayı bırakamaz. Kişinin gerçekten kararlı olup ‘ben bundan kurtulacağım’ demesi lazım. Kararlı bir insanın sigarayı bırakmaması için hiçbir neden yok. Bu kararlılık varsa kişinin sigarayı bırakmak için bir desteğe de ihtiyacı yok.”
Sigarayı bırakanların genellikle 2. veya 3. denemede başarılı olduğunu, bu nedenle ilk denemede başarısız olanların amaçlarından vazgeçmemesi gerektiğini söyleyen Özlü, sigara bırakma konusunda bir tarih belirlemenin de önemine vurgu yaptı.
Kendisine işyerinde giydiği kıyafetlerin “dikkat dağıtıcı” olduğu söylendiğini iddia eden Debrahlee, Citibank’a dava açtı.
Debrahlee’nin mahkemeye sunduğu iddialara göre, patronları ona ‘Vücudunun şeklinden dolayı, giydiği kıyafetlerin erkek iş arkadaşlarının ve yöneticilerinin dikkatini dağıttığını” söylediler.
Porto Riko’lu bankacı, ayrıca kendisine giymesinin uygun görülmediği bir kıyafet listesi verildiğini de belirtiyor.
Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmen atamaları dolayısıyla MEB Başöğretmen Salonu’nda düzenlenen törendeki konuşmasında, kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerle başarılı bir şekilde yürüttükleri eğitim öğretim faaliyetlerine, bu atamaların taze bir kan getireceğini ümit ettiğini söyledi.
Öğretmenliğin, heyecan duymadan yapılacak, sevgi ve inanç olmadan icra edilecek bir meslek olmadığını vurgulayan Çubukçu, ”İşte öğretmenlerimiz yeni nesilleri yetiştirecek ve bu nesilleri yetiştirirken gösterecekleri çabayla öğretmenlik mesleğini en onurlu ve en saygın meslek haline getireceklerdir” diye konuştu.
Yeni eğitim-öğretim yılında öğrencileriyle buluşacak genç öğretmenlerin, bu mesleğin saygınlığı ve onuruyla hareket edeceklerine ve özveriyle çalışacaklarına yürekten inandığını dile getiren Çubukçu, genç öğretmen kitlesine sahip olmalarını büyük bir zenginlik olarak gördüğünü belirtti.
Türkiye’nin üyesi olduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının yaptığı bir çalışmaya göre, Türkiye’de öğretmenlerin yüzde 73′ünün 40 yaşının altında olduğunu ifade eden Çubukçu, nüfus yaşı ortalaması itibarıyla genç bir nüfusa sahip Türkiye’de, öğretmenlerin de genç olmasının bu mesleğin heyecanı açısından da önemine işaret etti.
Bakan Çubukçu, şöyle devam etti:
”Müfredatların yenilenmesinden bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına kadar çok geniş bir yelpazede eğitimin tüm bileşenlerinde yaşanan bu değişim sürecine hiç kuşku yok ki genç öğretmenlerimiz çok daha güçlü bir şekilde adapte olacaklar ve uyum sağlayacaklardır.
Öğretmenlerimizin yenilikçi olmalarını, bilgi toplumunun yarattığı hızlı değişim karşısında bilgilerini sürekli güncelemelerini, iyi bir rol model olmalarını bekliyoruz.”
-Ağustos Ayında Bir Defada Atama-
Bugüne kadar öğretmen atamalarının, yarı yıl ve yaz tatili dönemleri olmak üzere yılda iki kez yapıldığını hatırlatan Çubukçu, eğitim öğretim hizmetlerinde aksama yaşanmaması için bundan sonra yaz tatili döneminde her yıl Ağustos ayında bir defada atama yapmayı planladıklarını söyledi.
Bugün yapılan atamanın ise bir defaya mahsus olduğunu vurgulayan Çubukçu, bu atamanın, öğretmen istihdamına yönelik yeni planlamada, geçiş döneminde, öğretmenlerin mağduriyeti göz önüne alınarak yapıldığını bildirdi.
Çubukçu, ”Öğretmenlerimizin Şubat ayı atamalarına yönelik yaşanması muhtemel mağduriyetleri, KPSS sınav sonuçlarına ilişkin değerlendirmenin, iki yıllık sürecin Temmuz ayında sona erecek olması nedeniyle bu yıl ilk defa ve son defa 10 bin atamayı Haziran ayında yapıyoruz. Bundan sonra bütün atamalarımız Ağustos ayında. Eylül ayında eğitim öğretim başladığında öğretmenlerimiz okulda olacaklar” diye konuştu.
Bu atama döneminde kadroya geçecek sözleşmeli öğretmenlerin pozisyonları, önce sağlık ve eş durumu özrü olan sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirmeleri için kullanılacağını belirten Çubukçu, öğretmenlerin özre bağlı yer değiştirme talepleri karşılandıktan sonra boşalacak pozisyonlar için de 9 Temmuzda sözleşmeli öğretmen atanacağını kaydetti.
Öğretmen atamalarının her zaman olduğu gibi kamuoyunun huzurunda açık, şeffaf ve net bir şekilde yapılacağını vurgulayan Çubukçu, atama sonuçlarının Personel Genel Müdürlüğünün internet sayfasında en kısa sürede yayımlanarak, öğretmen adaylarının bilgilendirileceğini söyledi.
Çubukçu, ”Atama yapılacak kadroların, yeniden yapılandırılmış zorunlu hizmet bölgeleri kapsamındaki eğitim kurumlarına öncelik vermek suretiyle dağıtıldığını belirtmek isterim” dedi.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli öğretmenlerin, KPSS puanları yeterli olduğu takdirde kadrolu öğretmenliğe geçiş hakları bulunduğuna işaret eden Çubukçu, bununla birlikte sözleşmeli öğretmenlerin bir sistem dahilinde kadroya geçirilmelerine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi.
Ataması yapılan öğretmenlerin, Ağustos ayında alınacak öğretmen adaylarıyla birlikte göreve başlayacaklarını ifade eden Çubukçu, göreve başlayacak öğretmenlere başarılar diledi, öğrencilere bilgiden çok bilgiye ulaşma yollarını öğretmelerini istedi.
Konuşmaların ardından Çubukçu, salonda bulunan öğretmen adaylarından ve diğer katılımcılardan birer numara söylemelerini isteyerek oluşturulan 9 haneli başlangıç numarasıyla atamaları başlattı. Bilgisayar kurası sonucunda 10 bin kadroya koşulları uygun olan 9 bin 599 öğretmen, tercihlerine göre atandı. Atamalar sırasında, ekrandan atandıkları yerleri gören adaylar, birbirlerine sarılarak sevinçlerini paylaştı.
Öte yandan, kendilerini ”İşsiz ve Güvencesiz Eğitimciler Platformu” olarak adlandıran bir grup, Bakanlık önünde atamaları protesto etti.
Madencilik sektörü ile ilgili önemli düzenlemeleri içeren tasarıyla, Anayasa Mahkemesince, Maden Kanunu’ndaki 7. maddenin iptal edilmesinin ardından ortaya çıkan yasal boşluğun giderilmesi amaçlanıyor. Tasarıda, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri göz önüne alınarak madencilik faaliyetleri ile ilgili alınması zorunlu izinler yeniden düzenleniyor. Bu kapsamda, tesis, altyapı, geçici tesisler yeniden tanımlanıyor.
Tasarı, zeytinlik sahalarında maden arama faaliyetlerini düzenleyecek, ”Zeytin Sahalarını Koruma Kurulu” adı altında kurul oluşturulmasını da öngörüyor. Buna göre kurul, ilgili bakanlıklar ve sektör temsilcilerinden oluşacak. Alternatif alan bulunamaması ve söz konusu kurulun uygun görmesi halinde, zeytinlik sahalarında, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri yapılabilecek, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri kurulabilecek, madencilik faaliyetleri yürütülebilecek.
Tasarıda, kaçak kömür ocakları ile etkin mücadele için yeni bir düzenleme getiriliyor. Buna göre, sevk fişi olmadan maden taşınan araca el konulacak ve mülkiyeti kamuya geçirilecek. Ele geçirilen madeninin ocak başı satış fiyatının 5 katı kadar da para cezası uygulanacak.
Ruhsat Alımı Zorlaşıyor
Madencilik faaliyetlerinde ruhsat alımında yeni bir sistem getiriliyor. Ruhsatların verilmesi için harç ve teminat yatırılması zorunlu kılınıyor. Ruhsat teminatı ruhsat aşamasına ve ruhsat süresine bağlı olarak hektar başına yıllık ruhsat harcının yüzde 1′i olarak belirleniyor ve teminat miktarının 10 bin liradan az olamayacağı hükme bağlanıyor.
Maden üretimindeki devlet hakkı da yeniden düzenleniyor. Mevcut kanuna göre, ocaktan çıkarılan madenin ”ocak başındaki satış fiyatı” üzerinden alınan devlet hakkının, ocaktan çıkarılan madenin ”ocak başı fiyatı” üzerinden alınması öngörülüyor. Maden üretiminden alınacak devlet hakkı, yüzde 1 ile 4 arasında değişiyor.
Maden ruhsat sahiplerinin ruhsat sahalarında üçüncü kişilere yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinde doğacak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar, rödövansçıya ait olacak.
Bakanlık tarafından ruhsat müracaatlarına kapatılan alanlar ile havza ve kuşak madenciliğini geliştirmek ve jeolojik yapıyı aydınlatmak için herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya terk edilmiş alanlarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne arama ruhsatı verilebilecek.
Tasarıda, madencilik sektöründe iş güvenliği ile ilgili alınan önlemler kapsamında yapılan düzenlemeye göre, maden üretimi, maden mühendisi nezaretinde yapılacak. En az 15 işçi çalıştıran ve yer altı üretim yöntemiyle çalışan işletmeler ile en az 30 işçi çalıştıran işletmeler, asgari bir maden mühendisini daimi olarak istihdam etmek zorunda olacak.
”Tasarı Önümüzdeki Hafta Genel Kurulda Görüşülebilir”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam Malatya İşadamları Derneği (MİAD), tarafından düzenlenen gecede işsizlik konusunda oldukça iddialı bir hedef ortaya koydu.
KILIÇDAROĞLU’NA ‘BİZ ÇÖZECEĞİZ’ DEDİ
Erdoğan MİAD’daki konuşmasında önce CHP Genel Başkanı seçilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaydaki konuşmasına atıfta bulundu ve “Birileri çıkıyor kurusıkı atıyor, ‘İşsizlik işsizlik’, tamam kardeşim doğru. Bizim şu an işsizliğimiz yüzde 14. Sen nasıl çözeceksin, onu söyle. Çözümün ne? Reçeteyi ver.İktidara geldiğimizde 10.3 idi. 3 ay sonra yüzde 10’u yakalayacağız. Açık konuşuyorum. Bir şeye inanarak söylüyorum” dedi.
GÜNDE 11 BİN KİŞİYE İŞ BULUNMASI GEREKİYOR
Ancak Erdoğan’ın 3 ay sonra, yani ağustos ayı sonunda yakalayacaklarını belirttiği yüzde 10’luk işsizlik oranına ulaşabilmek için Türkiye’nin o tarihe kadar günde yaklaşık 11 bin kişiye iş yaratması gerekiyor.
Çünkü Türkiye’de işgücüne katılımsayısı Türkiye İstatistik Kurumu verileriyle sabit. İşsizlikte en sonŞubat 2010 verisini açıklayan TÜİK, 24 milyon 831 bin kişilik işgücü üzerinden işsiz sayısının 3 milyon 564 bin kişi, işsizlik oranının da yüzde 14.4 olduğunu duyurmuştu.
Erdoğan’ın iddiasına mucize dedi
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ”(İşsizliği 3 ayda yüzde 10′a indirecek) mucize öneriler varsa çok seviniriz” dedi.
Boyner, TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından düzenlenen ”İktisadi dalgalanmalar ve küresel kriz” konulu konferans sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İşsizlikle ilgili beklentileri gerçekçi bulup bulmadıkları yönündeki bir soru üzerine, Ali Babacan‘ın ulusal istihdam stratejisi belgesi üzerinde çalıştıklarını açıkladığını hatırlatan Boyner, ”Bu bile kendi içinde önemli bir gelişme. Biz 8 nisanda sayın Babacan ve diğer ekonomi bakanlarıyla birlikte Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı yapmıştık. Orada birtakım öneriler götürmüştük. Burada da bize haziran ayında bu paketi tartışmaya açacaklarını beyan etti. Bu önemli bir gelişme” şeklinde konuştu.Büyüme arttıkça istihdamın zaten arttığını, bu senenin başından beri rakamların bunu gösterdiğini ifade eden Boyner, Türkiye’nin yapısal işsizlik denilen birikmiş işsizlik problemi olduğunu, bu konuda aktif işgücü politikalarıyla ilgili önerileri bulunduğunu söyledi.
”ÇOK KOLAY GÖRÜNMÜYOR”
Ümit Boyner, ”Zannediyorum bu paketle ilgili görüşmeyi de bu ay içinde yapacağız. Biz TÜSİAD olarak istihdamla ilgili yapılacak tüm rasyonel, gerçekçi çalışmalara destek vermeyi arzu ederiz. Özellikle kadın, genç istihdamıyla ilgili öneriler olursa, iş dünyasındaki bazı katılıkların giderilmesiyle ilgili adımlar atabilirsek hepsi olumlu olur” dedi.
Bir gazetecinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın işsizliğin 3 ay içinde yüzde 10′a çekileceği yönündeki açıklamasına ilişkin sorusunu Boyner, ”O pakette böyle, bunu sağlayacak mucize öneriler varsa çok seviniriz. Türkiye’nin büyüme hızı 7′lerin üzerine çıkmadan zaten Türkiye sadece yılda 500 bin yeni iş üretebiliyor. Öyle bir korelasyonu hesaplarsak çok kolay görünmüyor” diye yanıtladı.
Boyner, ”hizmet sektörü odaklı bir politika var gibi” değerlendirmesi üzerine ise ”Babacan’ın ifadesinden ben şöyle bir algılamada bulundum; Türkiye’nin zaten GSMH içinde hizmetler sektörü daha hızlı büyüme gösteriyor. İstihdamın orada büyüyeceği gibi bir sonuca geldim. O da aslında kendi içinde doğal. Yoksa hizmetler sektöründe istihdam yaratmakla ilgili farklı bir paket getirecekler mi onu ben anlamış değilim, onu görmek lazım” şeklinde konuştu.
Esnek istihdamın istihdam belgesi içinde yer alıp almaması gerektiği yönündeki bir soruya da Boyner, şu yanıtı verdi:
”Esneklik dediğimiz zaman biz güvenceli esneklikten ve katılıkların giderilmesinden bahsediyoruz. Bunu geçmişte Avrupa ülkelerinin bazıları uyguladı. Genel olarak işsizlik rakamına pozitif etkisi olabiliyor. Ama çalışanların sosyal güvencelerini ekarte etmemiz demek değil. Mutlaka orada dikkatli bir şekilde konuyu ele almak lazım.”
KILIÇDAROĞLU
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun taşeron sistemini kaldırmak gerektiği düşüncelerinin sorulması üzerine de Boyner, ”Eğer burada sosyal güvenlik, güvence noktasında birtakım önlemler alınırsa… Ben muhalefet partisinin şu ana kadar daha çok slogan şeklinde birtakım öneri veya işsizlikle ilgili, ekonomiyle ilgili değerlendirmeleri oldu. O da kurultay konuşmasında… Daha açık ve detay programlarını duymadık. Dolayısıyla değerlendirme yapmak zor” diye konuştu.
CHP’deki yeni dönem hakkındaki kişisel görüşlerinin sorulması üzerine de Boyner, ”Kılıçdaroğlu’nun kurultaydaki konuşması dışında, neticede muhalefetin henüz programını dinlemedik. Kendisinin siyasi partiler sistemi hakkında, demokratikleşmeye geçilmesi konusundaki düşünceleri, barajla ilgili söyledikleri tabii olumlu. Bunlar, bizim de üzerinde durduğumuz konular” diye konuştu.
Bakanlık öğrencilerin okula gelmemeleri veya sınavlar nedeniyle izinli olmaları halinde derse giremeyen öğretmenlere “ek ders ücreti” ödenmeyeceğini bildirdi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrencilerin herhangi bir nedenle okula gelmemeleri veya sınavlar nedeniyle rapor alıp izinli olmaları halinde derse giremeyen öğretmenlere “ek ders ücreti” ödenmeyeceğini bildirdi.
CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok, Deniz Baykal ile görüntülerinin yer aldığı iddia edilen kaset olayıyla ilgili kamuoyuna açıklama yapıp yapmayacağına ilişkin bir soru üzerine, “Geleceğe yönelik hiçbir planım yok. Zor bir süreç yaşıyorum. Kendime o süreci yaşamak için izin verdim” dedi. Baytok, zaman zaman Baykal ile görüştüğünü ve destek aldığını da kaydetti.
SHOW TV’ye konuşan Baytok, “Nasılsınız” sorusuna, “İyiyim. Bir sınavdan geçiyoruz” yanıtını verdi. “CHP’de yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Baytok, “Yakından izliyorum. Ama bunları haberlerden, medyadan takip ediyorum” diye konuştu.
Zor bir süreç yaşıyorum “Kamuoyuna çıkıp açıklama yapmak istiyor musunuz?” sorusuna ise Baytok, “Geleceğe yönelik hiçbir planım yok. Zor bir süreç yaşıyorum. Kendime o süreci yaşamak için izin verdim” yanıtını verdi. Eşi ve kızının yanında olduğunu ve hiç dışarı çıkmadığını belirten Baytok, kendisine destek verenlere teşekkür ederek, “Bu destekle kendimi büyük bir ailenin parçası gibi hissettim” dedi. “İstifa edecek misiniz?” sorusu üzerine ise Baytok, “Bunların hepsi sonraki konular” dedi. Baytok, zaman zaman Baykal ile görüştüğünü ve destek aldığını da kaydetti
İstanbul’da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınıp Serbest bırakılan Ünlü şarkıcı Tarkan Tevetoğlu’nun poliste verdiği ifadelere Akşam Gazetesi ulaştı.
Hazırlanan iddianamede, hakkında 1 yıldan 2 yıla kadar hapis istenen Tarkan’ın avukatları, şarkıcının kokain kullandığına Dair itirafta bulunmadığını, bağımlılığı olmadığını söylemişti. Tarkan’ın ifadeleri imkb avukatlarının sözleriyle çelişti.
Recep İvedik” filmi için 130 kiloya çıkan ve seri için 4 yıldır bu kiloyu koruyan ünlü komedyen Şahan Gökbakar’ın Gümüşsuyu Askeri Hastane’den çürük raporu aldığı iddia edildi. Milliyet’in haberine göre dün öğlen hastaneye giden ve kontrolden geçen Gökbakar’la ilgili heyet raporu saat 14.00’te açıklandı. 135 kilo ağırlığında ve 1.80 boyundaki Gökbakar’a kilo fazlalığından dolayı hastaneden çürük raporu verildiği belirtildi.
1998 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü’ne 350 kişi arasında ilk dörde girerek başlayan ve 2002 yılında da mezun olan 30 yaşındaki Gökbakar, o dönemden beri askerliğini tecil ettiriyordu. Gökbakar son olarak aldığı raporla askerliğe elverişsiz bulundu ve böylece vatani görevini yapmaktan muaf oldu. Gökbakar ise çürük raporu aldığı iddialarını yalanladı.
Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “(Siyasi hayatımın 4 yıl önce biteceği..) iddiaları, CHP’ye yönelik ikinci
komplo girişimidir. Gerek komplocular, gerekse (Bu sır mezara kadar bizimle kalacak) diyenler, iftiranın da, komplonun da hesabını vermekten kurtulamayacaklardır” dedi.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü sözleri ile “Siyasi hayatı 4 yıl önce bitecekti” iddialarına ilişkin gazetecilerin soruları üzerine yazılı bir açıklama yaptı.
Deniz Baykal, açıklamasında şunları kaydetti:
“Başbakanın görevi dedikodu yapmak değil, gerçekleri aydınlığa kavuşturmaktır. Başbakan, en kaba biçimde hukuk ve ahlak kurallarına tecavüz eden komploların sorumluğu altında ezilen, bu nedenle de dedikodulardan medet umar
durumdadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu düzeye yuvarlanmış bir başbakan örneği yoktur. Yıllardır, ‘kutsal, mahremiyete saygı gösterilmesini, siyasetin buralara taşınmamasını’ savunduğunu söyleyen Başbakan’ın ne kadar samimiyetsiz olduğu yaptığı açıklama ile bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır.
Başbakanın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmiş bir siyasetçi karşısında bile, içine sürüklenmeye başladığı telaş ve tedirginliği anlıyorum.
Başbakan bu telaş ve tedirginliği nedeniyle komployu aydınlatmaya çalışmıyor, tam tersi komplolardan yararlanmaya çalışıyor. Ancak ne yaparsa yapsın, Başbakanın
içine sürüklendiği fitne, fesat, dedikodu siyaseti bile onu kurtarmaya yetmeyecektir.”
“BAŞBAKAN’IN LÜTUFUNA İHTİYACIM YOK”
Eski CHP Genel Başkanı Baykal, “Siyasi hayatı 4 yıl önce bitecekti” iddiasına ilişkin olarak da şunları kaydetti:
“(Siyasi hayatımın 4 yıl önce biteceği..) iddiaları, CHP’ye yönelik ikinci komplo girişimidir. Gerek komplocular, gerekse ‘bu sır mezara kadar bizimle kalacak’ diyenler, iftiranın da komplonun da hesabını vermekten
kurtulamayacaklardır. Başbakan engellemişmiş… Açıkça söylüyorum Başbakan’ın lütufuna ihtiyacım yok. Kim ne biliyorsa açıklasın, çıksın söylesin. Kimse
karnından konuşmasın.
Başbakan, bu yöndeki açıklamalarla komplocu kimliğini, entrikacılığını örtbas edemez”.